20 Ekim 2008 Pazartesi

Gebelikte Sorunlar


Gebelikte Göğüsten Süt Gelmesi:

Her iki memeden kendiliğinden , sütlü akıntı gelmesi galaktore adı verilir.Memelerden sütlü akıntı gelmesi gebelik sırasında veya gebelik bittiğinde görülebilir.Bu yaklaşık iki yıl kadar sürebilir ve emzirme bittiğinde kesilir. Gebelik veya emzirme olmaksızın memelerden sütlü akıntı gelmesi fizyolojik , kullanılan ilaçlara bağlı veya hormonal nedenlere bağlı olabilir. Fizyolojik olarak; memenin elle aşırı uyarılması , meme başlarının emilme şeklinde uyarılması buna yol açabilir.Tanı ve tedavi için uyarı kesilerek akıntının devam edip etmediğine bakılır. Başka problemler nedeniyle kullanılan ilaçlar da galaktoreye sebep olabilir. Bu ilaçlar arasında en sık ülser ilaçları, doğum kontrol ilaçları, antiemetikler(bulantı giderici ilaçların bir kısmı) ve antidepresanlar sayılabilir. Ayrıca kronik morfin kullananlarda da görülebilir. Endokrinolojik sebepler ise kolayca açıklanamaz.Böyle durumlarda serum prolaktin seviyesi oldukça yardımcıdır. Prolaktin, hipofiz ön lobundan salgılanan bir hormondur. Görevi memeden süt salınımını sağlamak, diğer hormonlarla birlikte memenin gelişimine katkıda bulunmaktır. Gebelik ve doğum olmaksızın prolaktin seviyesindeki artış hipofize ait tümoral bir kitleyi düşündürmelidir. Hastalarda kitleye bağlı baş ağrısı ve görme bozukluğu vardır. Tanı için görme alanı muayenesi yapılır.Kafa grafisi ile büyük bir hipofizer kitle ortaya çıkarılabilir. Daha küçük kitleler için bilgisayarlı tomografi ya da magnetik rezonans çekilebilir. Kitlenin boyutuna ve medikal(ilaç) tedavisinin sonucuna göre cerrahi eksizyon ve radyoterapi(ışın tedavisi) planlanabilir. Bunların dışında hipotalamik kitleler, enfeksiyonlar, vasküler(damarsal) ya da dejeneratif hasarlar, ektopik(normal yeri dışında) prolaktin salgılayan bronkojenik karsinoma, göğüs duvarına ait lezyonlar; herpes zoster, cerrahi skarlar da galaktoreye sebep olabilir. Eğer galaktore kontrol altına alınamıyor , hastanın sosyal ve seksüel yaşamını etkiliyorsa ayrıca gelecekte gebelik planı yoksa cerrahi ile tüm kanallar çıkarılabilir.

Gebelikte Sık Sık İdrara Çıkma :

Gebe kadınlar gebeliğin ilk ve son üç aylık dönemlerinde sık sık tuvalete gitmek zorunda kalırlar. İdrara çıkma sıklığının bu kadar artmasının nedenlerinden biri beden de artan zehirli maddelerin atılımını hızlandırmak amacıyla böbreklerin çalışma hızının artması ve vücut sıvı hacmindeki artıştır. Başka bir neden ise idrar kesesine komşu konumda olan rahim büyüdükçe oluşturduğu basınçtır. Gebeliğin dördüncü ayından sonra rahmin karın içine doğru yükselmesiyle mesane üzerine binen basınç azalır. Ancak iç organların yerleşimi kadından farklılık gösterdiğinden idrara çıkma sıklığı kişiden kişiye değişir. İdrar yaparken öne doğru eğilirseniz idrar kesenizi tam olarak boşaltabilirsiniz. Eğer gece çok sık idrara çıkıyorsanız, akşam üstü saat 4'ten sonra sıvı almamaya dikkat edin. Bunun dışında kesinlikle sıvı kısıtlaması yapmayın. İdrara yapma sıklığında herhangi bir değişiklik olmaması ortada bir sorun olduğu anlamına gelmez, özellikle de sık idrara çıkan bir kişiyseniz. Ayrıca yeterli ölçüde (günde en az 8 bardak su) sıvı alıp almadığınız da çok önemlidir. Yetersiz sıvı alımı yalnızca idrara sık çıkmamaya neden olmaz, ayrıca idrar yolu enfeksiyonu riskini de artırır.

Gebelikte Midede Yanma :

Mide içinde sindirilmekte olan gıdaların yemek borusuna doğru kaçması, mide asidinin yemek borusunu tahriş eder. Midenin çalışmasının yavaşlaması ve boşalmasının gecikmesi, büyüyen rahmin mideyi sıkıştırması ve mide ile yemek borusu arasındaki kapağın gevşemesi bu olayın nedenleridir. Gece yatarken yüksek yastıkla yatın ve yatmadan 2 saat öncesinden yeme ve içmeyi kesin. Az az, sık sık yiyin. Karnınız dolu iken öne eğilmekten kaçının. Yağlı, baharatlı gıdalardan ve kızartmalardan uzak durun. Şikayetleriniz yoğunsa ve bu tedbirler yeterli olmuyorsa ilaç desteği gerekebilir

Gebelikte Varis Oluşumu :

Gebe kadınlarda yaşa bağlı olarak değişen oranlarda (% 10- 20 arası) varis görülür.Ani karın içi basıncı değişikliğiyle ...
Gebe kadınlarda yaşa bağlı olarak değişen oranlarda (% 10- 20 arası) varis görülür.Ani karın içi basıncı değişikliğiyle ortaya çıktığından damar duvarındaki hasar tamamlanamadan hamilelik sonlandığı için genellikle bunların çoğu kendiliğinden düzelir. Gebelik döneminde varis oluşumu şu sebeplerle artar: Rahmin(uterus) büyüyerek bacak toplar damarlarına basınç uygulaması Bebek büyüdükçe artan kan hacminin bacaklarda daha fazla göllenmesi Gebeliğin getirdiği yük sebebiyle hareket kısıtlılığı(yürüyüş önerilir) Hamilelik boyunca değişen hormon değerleri damar kaslarını gevşetmesi Gebelikte oluşan yada daha önceden var olan varisler bebeğe risk yaşatabilir düşüncesiyle tedavi edilmez hamilelik sonlandıktan sonra hala ihtiyaç varsa tedavi edilebilir. Tedavi yapılamayacağından şikayetleri azaltmak,varisin ilerlemesini durdurma,varise bağlı komplikasyonlardan korunmak için şu önerilere dikkat etmek gerekir; -Kanın göllenmesini ve oluşabilecek şişliği(ödem)engellemek için sabah yataktan kalkmadan hafif dar bir külotlu çorap yada tercihen varis çorabı giymeli -Otururken bacak bacak üstüne atmadan rahat oturmalı -Ayaklar yere değecek yükseklikte sandalyede oturmalı yada tercihen bacaklar yukarda oturmalı -Uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan kaçınmalı -Fırsat buldukça oturarak yada uzanarak dinlenmeli -Uyurken yada uzanarak dinlenirken ayak altlarına yastık konmalı - Bacak kan dolaşımını hızlandırmak için gün içinde yürüyüş yapmalı Gebelik sonlandıktan birkaç hafta sonra varis genellikle kaybolur bu sürede kaybolmayan varisler bir sonraki gebelikte daha çok sorun yaratacağından tedavi ettirilmelidir. Gebelik döneminde bacak varisleri gibi vulvar (jenital organlar) varislerde belirginleştiğinden doğumda yırtılma ve kanama riski sebebiyle doğum uzman doktor tarafından takip edilmelidir.

Gebelikte Bulantı ve Kusma :

Özellikle ilk trimesterde 4-8 haftada başlar ve 14. haftaya kadar devam eder. Bazen 22. haftaya kadar uzayabilir. Sabahları daha fazladır ama gün boyu sürebilir. Genelde ilk gebeliklerde, genç kadınlarda ve ikiz gebeliklerde daha şiddetlidir. Sebebi tam olarak ortaya çıkarılamamıştır. Yüksek hCG düzeyleri suçlanmıştır ancak estrojen düzeylerinin artması, annenin psikolojik sıkıntıları, B6 vitamini eksikliği, gebeliğe bağlı mide-barsak sistemindeki değişiklikler, tiroid bezinin normalden çok çalışması ile ilgili olabilir. Midesinde gebelik öncesinde ülseri olanlarda bulantı ve kusma şikayetleri daha dirençli ve uzun süreli olabilir. Az miktarlarda ve sık aralıklarda yenmesi önerilir. Yemekler sırasında az sıvı almak da iyileşmeye yardımcı olur. Katı, kuru, yağsız ve tuzlu gıdalar önerilir. Amaç, mideyi tamamen boş veya tamamen dolu tutmaktan kaçınmaktır. Bazen kusmalar çok şiddetli olup dehidratasyona (aşırı su kaybı) neden olabilir (hiperemezis gravidarum). Bu durumda, annenin depoları yıkılmaya başlar ve bunların yıkım ürünleri kanda ve idrarda artar. Eğer, idrar tetkikinde keton çıkıyorsa annenin beslenemediği ve depolarının yıkılmaya başladığı anlamına gelir ki gebenin hastaneye yatırılıp serum tedavisi gerekebilir. Şiddetli kusma olan olgularda öncelikle bu tabloya neden olabilecek üzüm (mol) gebeliği, idrar yolu enfeksiyonları, pankreas iltihabı, safra kesesi ve karaciğer hastalıkları, apandisit, mide-barsak hastalıkları, mide ülseri, tiroid hormon yüksekliği gibi hastalıkların olmadığının gösterilmesi için genel bir fizik muayene ve uygun tetkikler yapılır.

Kalıcı makyaj nasıl yapılır?


Çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. Kişinin ağrı duyarlılığı ve uygulayıcının el hafifliğine göre farklılıklar gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. Bölgede oluşabilecek rahatsızlıkları en aza indirmek ve bölgeyi uyuşturmak için yüzeysel anestezi ve yağlar kullanılabileceği gibi, bir doktor ya da dişçi gözetiminde lokal anestezi de yapılabilir. İşlemin uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna, elastikiyetine ve cildin genel durumuna göre değişebilir. Ortalama süre 2-3 saat kadardır.Bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. Taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir. Dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. Yine aynı nedenle ciltteki travma da çok daha çabuk iyileşir. Uygulama sonrasında çoğu kişi normal hayata derhal devam edebilir.Uygulamanın tam anlamıyla kalıcı olması bazı şeylere dikkat edilmesini gerektirir. Güneşin UV ışınlarına fazla maruz kalmak ya da solaryum seansları, cildin fazla kuru olması, bazı uyuşturucular ve sigara kalıcılığı olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir. Alfa- hidroksi, retin-a ve glikolik asit, kalıcı makyaj uygulanan bölgelerden uzak tutulması gereken maddelerdir. Aksi halde etki azalabileceğinden belli sürelerde ekstra bakım gerekebilir. Göz kapaklarına güneş korumalı krem kullanmak, eye-liner uygulanmış gözlerde güneş gözlüğü takmak, dudaklara koruyucu sürmek gibi bazı önlemler makyajın kalıcılığını artıracaktır.

TERBİYELİ ISPANAK ÇORBASI


TERBİYELİ ISPANAK ÇORBASI
Malzemeleri;
Yarım kahve fincanı sıvı yağ,
1 adet soğan,
200 gr ıspanağın sapları
1.5 çorba kaşığı un,
1 yumurta,
5 çorba kaşığı yoğurt,
3 diş sarımsak,
4 su bardağı su veya et suyu,
1 çorba kaşığı tereyağı,
Kuru nane, kırmızıbiber, tuz

Yapılışı;
Sıvı yağda küçük doğranmış soğanları pembeleşinceye kadar pişirelim. Ispanak saplarını çok ince doğrayıp tencereye aktaralım. İkisini biraz kavuralım. Diğer tarafta un, yumurta, yoğurt ve sarımsağı 3 – 4 çorba kaşığı su ile bir kapta iyice çırpalım.
Bu arada kavurduğumuz ıspanak ve soğan karışımına 4 su bardağı su dökelim. Ardından yoğurtlu karışımı ekleyelim. Sürekli karıştırarak göz göz olana kadar pişirelim. Tuzunu ilave edelim.
Küçük bir tavada tereyağı eritip üzerine kuru nane ve pul biber ekleyelim. Sonra da kâselere aktardığımız çorbanın üzerine gezdirelim. Sonra da afiyetle yiyelim.

19 Ekim 2008 Pazar

SAÇ MODELLERİ-SAC STİLLERİ-SAÇ ŞEKİLLERİ:SAÇ RENKLERİ VE TÜRLERİ

SARI SAÇ Sarışınlar ekseriyetle kuvvetli, orijinal fikirli, her vaziyete uyar, hevesli, yaratıcı ve çeşit kabiliyetli kimselerdir. Değişikliğe bayılırlar. İyi bir şey. Ama sarışınların çoğu da lüzumundan fazla kıymet bilmezlerdir. Herhangi bir şeyin başında bitirinceye kadar durmak kabiliyetleri azdır. Canları sıkıldı mı - ki çok çabuk sıkılır- ellerindeki işi bırakıp bir yeni işe başlamayı tercih ederler. Bir kere harekete geçtiler mi yeri göğü birbirine katarlar. Kendilerini ve enerjilerini idare etmek kabiliyetinden mahrum oldukları için enerjilerini lüzumundan fazla sarf eder ve hemen yorulurlar. Sabırlı olmazlar, çabuk ve hevesle çalışırlar. Huzursuz tabiatları daima yeni heyecanların peşinde koştuğu için hercai ve belki de sadakatsiz olurlar. Sarışınlar etraflarına hakim olmayı ve söz geçirmeyi severler. İşlerinde ve özel hayatlarında liderlik etmek sevdasındadırlar. Bu hususta sarışın kadınlar daima sarışın erkeklerden baskın çıkar. Sarışın bir erkekle evli olan sarışın bir kadın kocasını ve evini istediği gibi idare etmesini bilir. Ama ev işlerinden çabuk yorulur ve bıkar. Onun için sık sık alışverişe, sinemaya, terziye veya dişçiye gider. Sarışınların bir de kuvvetli karakterde olanları vardır. Böyle sarışınlar cesur ve sabırlıdırlar. Kavgacı olmamakla beraber, karşılarındakini yatıştırmayı da bilmezler. Hisleri daima kontrol altındadır. Başkalarının işlerini merak etmez. Kendini alakadar etmeyen işlere burnunu sokmadığı gibi, başkalarının kendi işlerine karışmasından da nefret eder. KIZIL SAÇ Kızıl saçlı olanlar veya saçları herhangi bir şekilde kızılı andıran sarışınlar çok benzerler. Ama arlarında belirgin farklar vardır. Mesela, kızıl saçlılar sabırlarını sarı saçlılardan daha çabuk kaybederler. Daha çabuk neşelenirler ve daha çabuk üzülürler. Neşeleri sarışınların neşesinden daha coşkundur. Ama bir kere canları sıkıldı mı sarışınlardan daha fazla sıkılırlar. Ufak tefek şeylere sıkılırlar. Ufak tefek şeylere üzülürler, ama üzüntüleri uzun sürmez. Neşeleri, uçarılıkları çabucak kendini gösterir. Kızıl saçlı meraklıdır. Başka insanlar onları alakadar eder. Başkalarının özel hayat ve işleriyle çok meşgul olur. Herhangi bir konu üzerinde kesinlikle karar veremez. Şüphecidir. Bununla beraber gayet dost tabiatları, sıcak bir kanı vardır ve pek girgindir. KOYU RENK SAÇ Siyah ve kestane saçlılar hem yapı hem de yaradılış bakımından sarışınlardan çok farklıdırlar. Evlerini çok severler. Alıştıkları hayattan ayrılmak onlara ölüm gelir ve galiba biraz da tembeldirler. Sarışınlardan daha az sabırlı, daha tedbirli, daha düşünceli, daha ağır ve titiz olurlar. Enerjilerini özenle kullanmasını bilirler. Sac rengi koyu olan bir insan titiz ve dikkatli olduğu için ayrıntılı işlerde çok başarılı olur. Sanat kabiliyeti ve sanat sevgisi kuvvetlidir. Sadık, doğru ve çok zaman dindardır. Sarışınlardan daha anlayışlı daha müsamahakardır.

ANNE, KARDEŞ, EŞ, YANİ “KADIN”-TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK



ANNE, KARDEŞ, EŞ, YANİ “KADIN”-TÜRKİYE’DE KADIN OLMAKGÜNÜMÜZDE MODERNİTE VE KADINA VERİLEN DEĞER-BİÇİLEN ROL :
Bugünlerde kozmetikten tutun otomobile bütün reklamlar, kadınlara gizli(bilinçaltı) yada açıkça şu mesajı veriyor, “Kadınsanız şayet; mutlu olmak, başarılı olmak,kariyer yapmak,yada istediğinizi, elde etmek istiyorsanız, güzel olmak-seksi olmak zorundasınız".Kadın olmak, neredeyse şeklen güzelliği-seksiliği hatta cinsel kışkırtıcılığı-teşhiri zorunlu kılmaktadır. Çirkin kadın yoktur; güzel olmasını bilmeyen kadın vardır, sözü neden çıkarıldı acaba?Günümüzde kapitalist toplumun piyasacı değerleri doğrultusunda şekillenen toplumsal ve kültürel yapı içerisinde, kadın kimliği ve bedeni, medyada bir ürünü tanıtmak için kullanılan vitrin ve reklam aracı olmanın yanı sıra, piyasada başlı başına bir meta durumuna getirilmiştir.Dizilerdeki kadın rolleri, tele-vole, magazin sayfa ve programlarındaki kadın imajı, topluma örnek gösterilen vitrindeki kadın idolleri, daha çok erotik show niteliğindeki, sözüm ona şarkıların kliplerinde ki, kadına biçilen rolü göz önüne alırsak, kadına verilen gayri insani rolü ve değeri daha açık bir şekilde görebiliriz. ERKEK EGEMEN TOPLUMDA KADININ YERİ:Geleneksel bir toplum yapısına sahip olan ülkemizde, kadına ve kadın kimliğine, ne yazık ki, insana yakışmayan bir değer biçilmektedir. Buna karşın erkeğe ve erkek kimliğine ise aşırı biçimde yüceltme daha da ötesi kışkırtma boyutunda değer biçilmektedir.Toplumda kadın kimliğinin küçültülmesi-aşağılanması bir bakıma Erkek kimliğiyle özdeşleştirilen (güce ve iktidara) tapınmanın da sonucudur ki, bu aynı zamanda erkeğin kendi benliğine ve kendine güveninin de doyumu ve öz kabulüdür. Böylece, kadını kadınlığıyla, aşağılayan Erkek millet anlayış, aslında Erkek kimliğiyle güce ve mülkiyete olan düşkünlüğünü de sergilemektedir.Baltacı Mehmet –Katerina ilişkisinde, “Biz şanlı Baltacının torunlarıyız, elin gavurunun Rus kadınını -kadınlığını ele geçirmiş- feth etmişiz ” diye böbürlenen insanların toplumu, ERKEK MİLLETİMİZ erkek benliğine- egosuna doyum aramaktadır. Kadının varlığı ve kimliği, Ataerkil Toplumca, erkeğin mülkiyetine bırakılmıştır Kadın Erkeğin hizmetinde olmak ve ihtiyaçlarını gidermekle vede çocuk doğurmakla yükümlendirilmiştir.Aslında geleneksel değerlere bağlılık bile, kimi zaman çıkar ilişkilerinin riyakarlığı olan, duruma göre hareket etmelere kurban oluyor. Kapitalist kar ve mülkiyet hırsının, her türden değer yargılarını, kendi çıkar süzgecinden geçirip, yeniden şekillendirdiği günümüzde, kadın benliği ve bedenide o yönde yeniden değerlendirmeye tabi tutuluyor. Geleneksel toplumlar, erkek egemen kültürün değerlerleri ile, kapitalist tüketim kültürü arasına sıkışmış kalmıştır.Üstelik galeyana geldiğinde namus adına, korkunç töre cinayetleri, RECM ler bile yapılan, Türkiye gibi geleneksel bağlı bir ülkede, nasıl oluyor da, kadınlar böylesine ahlak olgusuna aykırı şekillerde birer cinsel objeye dönüştürülebiliyorlar? TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİNDE KADIN VE KADIN HAKLARI:Tarihsel gelişim çizgisi içinde “kadın – erkek eşitsizliği” toplumsal hayatın temel durumlarından biri olma niteliğini maalesef günümüze kadar sürdürmüştür. Toplum içinde kadın sorunu genel olarak kadının statüsü, eşit haklara sahip olması ve bu eşit haklarını kullanabilmesi ve bunların zorunlu sonucu kadının, kişi olarak kendini geliştirmesi konularını kapsamaktadır. Türkiye’de kadın sorunu, özellikle kadınlara tanınan yasal haklar ve bu hakların kullanımı açısından incelenmiştir. Oysa, Türk toplumunda tek bir yasal çerçeve içine sınırlandırılabilecek kadın sorunu yoktur. Cinsel ayırımı destekleyen ataerkil düzen, üretim ilişkileri ve dinsel öğretiler üzerine kurulmuştur. Bu nedenle kadınlar siyasi , sosyal, ekonomik kısıtlamalara maruz kalmakta, toplumsal olanaklardan, fırsatlardan eşit şekilde yararlanamamaktadırlar. Sonuç olarak eğitim sağlık hakkından mahrum bırakılmakta, ücretsiz emek olarak tarım alanında yada düşük ücretle örgütsüz, kayıtsız olarak enformel sektörde istihdam edilmekte, cinsel şiddet veya tacize maruz kalabilmekte, annelik hakkını yaşayamamakta, ev ve iş olmak üzere iki vardiya çalışmak zorunda kalmakta yada başlık parası karşılığı veya aşiret törelerine göre zorla evlendirilmektedir. Ancak kadınların, üretim içindeki konumları, yaşanan sorunun şeklini ve dozunu değiştirebilmektedir.Gerçek bir kadın – erkek eşitliğinin sağlanması için var olan toplumsal yapıların oldukça köklü ve önemli değişiklikler geçirmesi gerektiği ortadadır. Tarih göstermiştir ki; Bu değişim ancak emeğin, emekten yana politikaların iktidar olduğu sitemlerde mümkün olmuştur. Ve kadınlar, daha yaşanası bir dünya için emek mücadelesinde ön sıralarda yerlerini almaktadırlar.


ARPACIK SOĞANLI KUSKUS PİLAVI

MALZEMELERİ

2 su bardağı kuskus

2,5 arpacık soğanı

2 domates

5 çorba kaşığı margarin

2-3 su bardağı sıçak et suyu. tuz. karabiber

YAPILIŞI

Arpacık soğanları temizleyin. Margarini tencerede eritip arpacık soğanları 5- 6 dakika kavurun.

Soğanları tencereden alıp aynı yağa kuskusu ilave edin.

Sürekli karıştırarak 3- 4 dakika kavurun.

Sıcak et suyunu kuskusa ekleyin. Domatesleri soyup küçük küçük doğrayın ve tencereye ilave edin.

Tuz, karabiber ve arpacık soğanları ekleyin.

Orta ateşte bir taşim kaynatın. Suyunu çekmeye başlayınca ateşi kısıp 10 dakika pişirin.

Tahta kaşıkla harmanlayıp sıcak servis yapın.

Yemek Tarifleri


Bol Kasarlı Menemen

Malzemele
2 adet yumurta
Yeteri kadar domates
Yeteri kadar kaşar peynir
1,5 çay kaşığı kırmızı biber
1 çay kaşığı nane
1 yada 2 adet yeşil biber

Yapılışı

Önce domatesimizi ve kaşar peynirimizi rendeliyoruz. Rendeleme işlemi bittikten sonra yeşil biberlerimizi doğruyoruz. Bütün işlemler bittikten sonra yeteri kadar büyüklükteki tavamıza yağ koyduktan sonra yeşil biberimizi kızartıyoruz(fazla sürmemesi gerek). Daha sonra üzerine rendelediğimiz dometesimizi ekliyoruz.

5- 10 dakika kaşırtırıyoruz. Daha sonra 2 adet yumurtamızı kırıyoruz. Aradan 4- 5 dakika geçtikten sonra rendelenen kaşar peynirimizi üzerlerine ekliyoruz. Yanlız kaşar peyniri koyduktan sonra hep karıştırın ki dibi tutmasın.

Menemenimizin bitmesine 1- 2 dakika kala kırmızı biber ile nanemizi üzerine ekleyelim ve iyice karıştıralım. Çok güzel bir tadı var şahsen. Yapınca anlarsınız.