hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2008 Salı

Sezeryan Dogum


· Sezaryan nedir?
· Sezaryan oranı neden artıyor?
· Sezaryanın riskleri...
· NEDEN SEZARYAN ILE DOĞUM?..
· Isteğe Bağlı Sezaryan...

Anne doğum için hastaneye yatalı 6 saat olmuştu. Sancılar oldukça şiddetli geliyordu. Başlangıçta herşey yolundaydı. Doğum ilerliyordu. Ancak son 2 saattir bazı şeyler ters gidiyor gibiydi. Kuvvetli sancılara rağmen Can'ın pozisyonunda bir değişiklik olmamıştı. Aynı yerde duruyordu. Sonunda Anne'nın hekimi kararını verdi. Kemik çatı yeterince geniş değildi ve bebeğin kalp sesleri sıkıntı belirtileri gösteriyordu. Doğumu sezaryan ile sonuçlandıracaktı. Bu durum Anne'nin ve Baba'nın pek hazırlıklı olmadığı bir karardı. Kendilerini hep normal vajinal doğuma hazırlamışlardı. Aylarca nefes egzersizleri yapmışlar, konu ile ilgili birçok kitap okumuşlardı. Acaba başka çare yok muydu?
Evet her doğum eyleminin sezaryan ile sonlanma olasılığı vardır. Hamileliğin son günlerinde en çok merak edilen konu doğumun ne şekilde olacağıdır. Genelde normal doğum istenir.
Normal Doğum Nedir?
Normal doğum Can'nın başının önde olarak vajinal yoldan olduğu doğumdur. Bir vajinal doğumun normal olup olmayacağı Can doğana kadar kesin olarak kestirilemez. Son anda bile bazı şeyler ters gidebilir. Ancak önceden yapılan muayenelerle doğumun normal olma şansı hakkında hekim bir kanı edinebilir.
Özellikle Ülkemizde sezaryana karşı bir korku vardır. Sezaryanla doğan kadınların yarım kalacağı ( O'da ne demekse?), iyileşmesinin çok güç olacağı, karnının şiş kalacağı söylentileri dolaşır durur. Bunların hiçbiri gerçekleri yansıtmaz.

Sezaryan nedir?
Sezaryan ile doğum Can'ın ve sonunun , Anne'nin karnından uterusu açarak çıkartılmasıdır. Can'ın ve Anne'nin sağlığını tehdit eden her durumda ya da vajinal yolla doğumun imkansız olduğu durumlarda sezaryan yapılır.
Sezaryan ameliyatı dünyanın bildiği en eski ameliyatlardandır. Tıbbın ve teknolojinin ilerlemesiyle ameliyat tekniği çok gelişmiştir. Ameliyatların mikropsuz koşullarda yapılması, kan verilebilmesi, kuvvetli mikrop kırıcı ilaçlar, modern cerrahi malzeme ve genel anestezi vermeden belden yapılan uyuşturma sayesinde ameliyatın tehlikesi çok azalmış, nerdeyse normal doğum kadar tehlikesiz olmuştur.
Normal koşullarda ameliyat 45 dakika kadar sürer. Can ameliyat başladıktan yaklaşık 10 dakika sonra çıkarılır. Sonra kesilen katlar dikilir. Can'a ulaşmak için cildden başlayarak 8 kat tabaka kesilmekte ve sonra dikilmektedir.
Bu tabakalar sırasıyla...
- Cilt,
- Cilt altı yağ dokusu...
- Kasların koruyucu kılıfı...
- Kas tabakası...
- Karın iç zarı...
- Uterus zarı...
- Uterus kası...
- Amnion zarı...

Sezaryan oranı neden artıyor?
Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde sezaryan ile doğan bebek oranı hızla artmaktadır. Bugün birçok gelişmiş ülkede sezaryan oranı %20-25 arasında seyretmektedir. Yani her 4 veya 5 bebekten biri artık sezaryan ile doğmaktadır. Halbuki oran 1970 de %5.5, 1980 de ise %16.5 idi. Bu da sezaryanın birçok hekim ve aile tarafından yaygın bir şekilde benimsendiğinin göstergesidir.
Sezaryan oranının artışında bir başka neden hekimlerin eğitimlerindeki değişikliklerdir. Örneğin eskiden Can'ın ters gelişlerinde vajinal doğum daha çok uygulanan bir doğum şekli idi. Böyle olunca eğitim gören hekimler vajinal yoldan ters doğumları yapmakta ustalaşırdı. Ama yavaş yavaş sezaryan oranı arttıkça vajinal yoldan doğan Can sayısı azaldı. Uzmanlık eğitimi gören hekimler ters gelen bebeklerin vajinal doğumunu öğrenemeden uzman olmaya başladılar. Bu durumda bugün nerede ise hemen her ters doğum sezaryan ile doğurtulmaya başlandı.
Aynı eğilim forseps doğum içinde geçerli oldu. Forsepsi eline bile almadan uzmanlık eğitimini tamamlayan bir hekim doğal olarak her zorlu doğumda sezaryan ile doğuma yöneldi.
Artan her sezaryan sayısı daha sonraki doğumlarında sezaryan ile olmasına neden olur.
Yani sezaryan sayısının artışı bir kötü daire şeklinde çalışır durur. Bu kötü daireyi kırmak için son yıllarda daha önce sezaryan ile doğum yapmış Annelerı daha sonraki doğumlarında vajinal yolla doğurtmak eğilimi artmaktadır.
Aileler sezaryanı neden benimsiyor?
Çağdaş aileler günümüzde küçük kalmak istiyor. En fazla iki çocuk düşünüyor. Bu nedenle daha garanti gördükleri sezaryanı tercih ediyor. ikinci operasyon esnasında da tüplerini bağlatarak bir daha gebe kalma korkusundan kurtulmuş oluyorlar.
Sosyoekonomik koşulları iyi olan aileler sezaryanı daha fazla tercih ediyorlar. Çünkü bu ailelerin özel hastanelerde, özel hekimlerle doğum yapma şansları fazla. Tercihlerini daha iyi belirliyorlar. Ekonomik koşulları kötü olan aileler ise devlet ya da sigorta hastanelerinde doğum yapıyorlar. Bu hastanelerde çok gerekmedikçe sezaryana fazla başvurulmuyor. Bu eğilim sadece Ülkemizde değil, dünyada da böyle.
Bu nedenle özel hastanelerde sezaryan oranı kat kat fazladır. 30 yaşın üstündeki Annelerde ve yüksek öğrenim görmüş Annelerde sezaryan tercihi çok daha fazladır
Sezaryanın üstünlükleri...
Birçok durumda sezaryan ile doğum tercih edilir. Bugün gelişmiş ülkelerde her 4 doğumdan biri sezaryan ile olmaktadır. Bunun nedenleri şunlardır.
Sezaryan tehlikesiz bir doğum şekli haline gelmiştir.
Normal doğum sırasında Can uzun süreler oksijensiz kalır. Sancılar sırasında olan bu durum uzun sürerse Can'da bazı hasarlar olabilir. Sezaryanda böyle bir tehlike yoktur.
Normal doğum sırasında ıkınmalara ve zorlanmalara bağlı olarak rahim ve idrar kesesi sarkmaları olur. Uterus ağzı yırtıklara bağlı akıntı şikayetleri olabilir. Rahim ağzının genişlemesine bağlı olarak cinsel ilişkide eski zevk kalmayabilir. Sezaryan ile bu sakıncalar ortadan kalkmıştır.
Çoğu zaman normal doğum sonrası çekilen sıkıntılar sezaryan'a göre daha fazla olur. Epizyotomi dikişleri şişer, mikrop kapabilir. Anne otururken ve dışkılarken siddetli sancı yapabilir. Dikişler iltihap kaparsa epizyotomi kesisi açılabilir ve aylarca süren sıkıntılar doğurur.
Sezaryan esnasında uterus veya yumurtalıklarda mevcut myom, kist gibi oluşumları çıkarma şansı doğar, Anne ikinci bir ameliyat olasılığından kurtulur.
Sezaryan ile daha zeki bebekler...
Ancak sezaryan ile doğumun en büyük amacı doğacak çocukların zeka ve akıl yönünden geri kalmamasını sağlamaktır.
Can anne karnında uterus içinde bulunmaktadır. Can Anne'ye göbek kordonu ve plasenta aracılığıyla bağlıdır.
Doğum eylemi başladıktan sonra sancılar sırasında göbek kordonu sıkışabilir ve bebeğe giden kan ve oksijen miktarı azalabilir. Bu durumda Can'ın beynindeki hücreler ölmeye başlar. Bu olay zamanında farkedilmeyip gerekli önlem alınmazsa bebek tüm ömrü boyunca sakat ya da geri zekalı olabilir. Bu geri zekalılık çoğu zaman farkedilmeyecek kadar hafif olur. Ancak çocuk büyüyüp okula gitmeye başladıktan sonra zeka eksikliği belirmeye başlar. Derslerde, okullara giriş sınavlarında başarı gösteremez.

Sezaryanın riskleri...
Herşeye rağmen sezaryan bir operasyondur. Karın açılmaktadır. Karın içi iltihaplanma riski her zaman vardır. Dikişlerde, ciltaltında kanama ve iltihap ile karşılaşılabilir.
Sezaryan ile kan kaybı normal doğuma göre daha fazladır. 2. veya 3. kez yapılan sezaryanlar 1. lere göre daha risklidir. Çünkü ilk sezaryandan yapışıklıklar kalmıştır. Idrar kesesi yukarı kaymış olabilir. Idrar kesesinin veya idrar yollarının zedelenme riski vardır.
Sezaryan sonrası dikiş bölgesindeki sancılar 3-4 gün devam eder ve Anne'nin hareketlerini ve emzirmesini güçleştirir.
Genel anestezi ile yapılan sezaryanlarda anesteziye bağlı sıkıntılar olabilir. Bu şekilde sezaryan ile doğum yapanlarda Anne ölüm oranı vajinal doğuma göre 3-4 kat fazladır.

NEDEN SEZARYAN ILE DOĞUM?..
Baş-Çatı uyumsuzluğu...
En sık sezaryan nedeni Can'ın başı ile Anne'nin kemik çatısının birbirine uymamasıdır. Ya Can'ın başı çok büyük olmakta ya da Anne'nin kemik çatısı ileri derecede dar olmaktadır. Ya da baş ile çatı birbirine uyar büyüklüktedir. Ancak başın kemik çatıya oturuş şekli başın çatıdan geçişini engeller.
Bazan doğum ilerler. Baş iyice kemik çatının içine yerleşir. Ama pozisyonu ters oturur. Bir türlü son hareketi yapıp dışarı çıkamaz. Bu durumda sancılar ne kadar güçlü olursa olsun Can'ın başı belli bir noktadan ileri geçemez. Sezaryan yapılmadığı takdirde hem Anne'nin hem de Can'ın yaşamı tehlikeye girer. Hamilelik sırasında yapılan kontrollerde bu uyuşmazlığı önceden saptayabilmekteyiz. Böylece gereksiz sancı çektirmeden planlı sezaryan ile doğum yaptırmaktayız.
- Can Sıkıntı da...
Ikinci sık neden Can'ın sancılar başladıktan sonra sıkıntıya girmesidir. Bu durum Can için bir çeşit nefes darlığıdır. Bu durum daha çok gelişmesi geri kalmış ve Anne karnında iyi beslenememiş Can'larda görülür. Ayrıca doğum gününün geçmesi, kordonun Can boynuna dolanması, ya da düğümlenmesi bu sıkıntıya neden olabilir. Bu durumun oluşabileceği düzgün ve dikkatli yapılan kontrollerle anlaşılabilir ve uygun zamanda Anne'yi normal doğuma bırakmadan sezaryanla doğurtmak gerekir.
Gelişme geriliği olan, yeteri kadar Anne karnında beslenememiş Can'ların eylem sırasında sıkıntıya girme oranı yüksektir. Bu nedenle belirgin gelişme geriliği olan Canları fazla sıkıntıya sokmadan sezaryanla doğurtmak en uygun yol olur.
Bazen Can sağlıklıdır ve doğum normal ilerlemektedir. Ama bir süre sonra Can'ın sıkıntıya girmeye başladığını gösteren belirtiler ortaya çıkar. Kalp sesleri bozulmaya, Can'ın dışkısı suyun içinde gözükmeye başlar. Bu durumda ya kordon sıkışmıştır, ya da plasentada ayrılmalar olmaktadır. Kordonu kısa olan Can, aşağı doğru hareket edince sıkıntıya girer. Böyle durumlarda doğum yakınsa Anne'ye oksijen vererek, pozisyonun değiştirerek ve doğuma aktif olarak yardım ederek vajinal yoldan doğurtma şansı değerlendirilebilir. Ama Anne uzun sürecek bir doğum sürecinin başında ise sezaryan yeğlenmelidir.
Kanamalar...
Üçüncü önemli sezaryan nedeni kanamadır. Eğer Can'ın sonu önde yerleşmişse ya da doğum bitmeden son ayrılmaya başlamışsa çok şiddetli kanamalar olur. Düzenli kontrole gelen Annelerde bu tehlikeler önceden farkedilebilir ve zamanında sezaryan yapılarak hiç bir tehlike yaşamadan hamilelik sonlandırılır. Yüksek tansiyonu olan veya son aylarda tansiyonu yükselmiş hamilelelerde son ayrılma riski daha fazladır. P>
Ters Duruşlar...
Dördüncü önemli neden Can'ın uterusta ters ya da yan durmasıdır. 100 hamilelikten %95'inde en geç son ayda Can'ın başı aşağı doğru dönerek kemik çatıya yerleşir. 100 hamileden 5'inde ise Can bu dönüşü yapamaz ve poposuyla kemik çatıya yerleşir. Burada ters geliş söz konusudur.
Doğum eylemi sırasında baş önden ise doğum yolunu açar. Başın geçtiği her yerden gövde rahatlıkla geçer. Çünkü gövde başa göre daha esnektir. Bu nedenle popo önde giderken doğum yavaş ilerler. Poponun geçtiği yerden baş geçemeyebilir.
Ters gelişte vajinal yoldan doğum yaptırmaya çalışmak, Can'ın geleceği ile kumar oynmaktır. Doğumun son anına kadar neler olacağı bilinemez. Can'ın vücudu doğup kafası içeride sıkışabilir. Can canlı bile doğsa ileride bir çok sakatlıklar ortaya çıkabilir. Onun için ters gelişlerde doğum sancılarını beklemeden sezaryan yapmak en uygunudur.
Diğer nedenler...
Can'ın çok iri olması, Anne'ye ait şeker, tansiyon gibi hastalıklar, sonun önde gelmesi, ikiz hamilelikler, erken doğumlar sayılabilir.
- Eski Sezaryanlılar...
Bu konudaki genel eğilim daha önce sezaryanla doğum yapmış Anneleri yine sezaryanla doğurtmaktır. Öncelikle ilk doğumda sezaryana yol açan neden sürüyorsa sezaryan kararı verilir. Bu neden ortadan kalkmış olsa bile eski dikiş yerlerinin zorlanmasından ve açılmasından korkulur. Bu nedenle yerleşmiş bir deyiş vardır."Bir kez sezaryan, daima sezaryan". Ancak bu yaklaşım son yıllarda değişmiştir. Gelişmiş ülkelerde sezaryanla doğumun maliyeti normal doğuma oranla çok fazladır. Bu nedenle özellikle özel sağlık sigortası yapan şirketlerin de zorlamasıyla daha önce sezaryanla doğum yapmış Annelere ikinci hamileliklerinde vajinal doğum denenmesi yaygınlaşmaktadır.
Son yıllarda ABD'de eski sezaryanlıların %60 a yakını vajinal yoldan doğurtulmaya başlanmıştır. Iyi seçilmiş olgularda vajinal doğum şansı oldukça yüksektir. O korkulan rahim yırtılmasının görülme sıklığı da fazla değildir. Ancak ülkemizin koşulları henüz bu yaklaşımın çok uzağındadır. Çünkü bu hamilelerde doğum eyleminin çok dikkatli izlenmesi gerekirki bu özel hastanelerde bile mümkün değildir. Ayrıca Ülkemizde hastalara kendilerine yapılan işlemleri anlatan epikriz dediğimiz tıbbi raporun verilmesi yaygın değildir. Bu durumda ilk sezaryanın gerekçeleri bilinemez. Uterusa yapılan kesinin yeri önemlidir. Eğer kesi biraz yukarıdan yapılmış ise vajinal doğum sırasında yırtılma riski aşağıdan yapılmış kesilere göre daha fazladır.

Isteğe Bağlı Sezaryan...
Hiçbir tıbbi gereklilik yokken isteğe bağlı sezaryan yapılması ne kadar doğrudur? Bu oldukça tartışmalı bir konudur. Bazı hekimler keyfi sezaryana karşıdır. Gerekmedikçe sezaryan yapmazlar. Ama çoğu hekim keyfi sezaryanı benimsemiştir. Bana göre de bir ailenin sezaryan tercih etme hakkı olmalıdır. Bir kişi vücuduna ne gibi girişimlerde bulunulabileceği hakkında karar verebilir. Annede normal doğum yerine sezaryanı yeğleyebilir
Epidural anestezi ile sezaryan,
1) Anne uyumadığı için Can'ını çıktığı anda görebilir.
2) Uyuşturucu verilmediği için Can çok sağlıklı doğar.
3) Genel anestezide Can'ın az ilaç alması için çok hızlı çıkarılması gerekir. Bu nedenle kan kaybı fazla olur, dokular daha fazla zedelenir. Oysa epidural anestezide aceleye gerek yoktur. Böylece ameliyat sonrası iyileşme daha çabuk olur.
4) Genel anestezi alındığında, alınan gazlara bağlı olarak Can çıktıktan sonra uterus iyi kasılamaz ve kan kaybı fazla olur. Epidural anestezide ise böyle bir risk yoktur.
5) Ameliyat sonrası ağrı duyulmaz. Çünkü sadece kesilen yerler uyuşmuştur. Gaz sancısı oluşmaz.

Gebelik Belirtileri

Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhangi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri,stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Bebek sahibi olmak için bir kadının en uygun olduğu yaş dilimi 18-35 yaşlar arasıdır.Bu dönemin başlangıcında kadının kendi vücudu gelişimini tamamlamıştır ve bir bebek gelişimi için uygun hale gelmiştir.

Yaşınız ya da pozisyonunuz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ya da gebe olduğunuzu düşündüğünüzde mutlaka uzman bir hekime müraacat etmelisiniz.

Gebelik ne zaman başlar ?Gebelik erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllediği anda başlar.Bu andan 8.haftanın sonuna kadar olan dönem ebryonik dönem olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan doğuma kadar olan süreye de fetal dönem denir.

Gebelik yaşı nasıl hesaplanır ?Gebelik yaşı hesaplanırken gebe kalındığı düşünülen ilişkinin gerçekleştiği gün kriter olarak alınmaz. Tüm dünyada ve terminolojide bir standart sağlayabilmek amacıyla son adet kanamasının ilk günü (SAT, son adet tarihi) gebeliğin başlangıcı olarak alınır. Gebelik yaşı hesaplanırken ay kullanılmaz. İnsanlarda gebelik 280 gün sürer. Bu 40 haftaya denk gelmektedir. Sonuç olarak gebelik hafta olarak tanımlanır ve başlangıcı olarak da son adet kanamasının ilk günü esas alınır.
Bebeğin doğum tarihi nasıl hesaplanır ?Bebeğin beklenen doğum tarihini (BDT) hesaplamak için oldukça basit bir yöntem vardır: 7 gün ekle 3 ay çıkart. Negele yöntemi adı verilen bu sistemde SAT'ne 7 gün eklenir ve 3 ay geriye gidilir. Bir örnekle açıklayacak olursak son adet kanamasının ilk günü 7 Temmuz olan bir anne adayını ele alalım.

Bu hasta için beklenen doğum tarihi 14 Nisan'dır. Ancak bebeklerin sadece %5'i bu tarihte doğar. 38 hafta ile 42 hafta arası doğan bebekler normal kabul edilirken 38 haftadan önce doğanlar preterm 42 haftadan sonra doğanlar postterm olarak adlandırılır. Prematürite ise bebeğin yaşını değil gelişimini anlatan bir ifadedir. Örneğin 36 haftalık doğan bir bebek preterm olmasına yani erken doğmasına rğme eğer akciğer gelişimini tamamlamış ise prematür değildir.

Gebeliğin belirtileriGebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhngi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Gebelik testleriGebe olduğunuzu ne kadar erken öğrenilirse , gebelik ile ilgili bakıma o kadar erken başlanabilir. Bu nedenle adet gecikmesi olan her kadın vakit kaybetmeden gebelik testi yaptırmalıdır.
Gebeliğin oluşması ile birlikte gebelik ürününüden bazı hormonlar salgılanmaya başlar. Bu gebeliğe özgü hormonlar kadının adet siklusunu kesintiye uğratır ve kadın gebelik süresince adet görmez.
Kanda ve idrarda bu hormonların tayini ile gebelik teşhisi konabilir. Kanda bakılan hormon daha henüz ortada bir adet gecikmesi olmadan önce bile gebeliği gösterebilir. İdrarda ise sıklıkla 7-10 günlük bir gecikmeden sonra gebelik saptanabilir.
Piyasada satılan ve kişinini kendi kendine uyguladığı testlerin güvenilirliği labovatuardakilere oranla biraz daha düşüktür.
Bu nedenle adet gecikmesi olan ve kendi kendine yaptığı test negatif çıkan kadınlar da hekimlerini konu hakkında bilgilendirmeli ve onun tavsiyelerine uymalıdırlar.

Duygulanım değişiklikleriGebeliğin ilk 3 ayında anne adayında bazı psikolojik değişiklikler meydana gelebilir.
Kişi çok neşeliyken bir anda ağlama krizlerine tutulabilir. bazı günler çok sinirliyken bazı günler sakin olabilir. Bünye gebeliğe uyum sağladıkça bu sorunlar da yavaş yavaş ortadan kalkar.

Ancak gebeliğin son haftalarında tekrar bir huzursuzluk ortaya çıkabilir.Kişi sinirli, heyecanlı olabilir, Uyku problemleri ortaya çıkabilir. Bunlar fazla endişeedilmemesi gereken durumlardır. Hemen hemen her kadın bu duyguları yaşar.
Aynı şekilde baba adayında da bazı değişiklikler görülebilir. Eşinin durumu hakkında endişeler taşıyabilir ve konu hakkında bilgisi yoksa ona yardım edememenin sıkıntısını yaşar. Bu nedenle çiftler kendilerinden önce böyle bir deneyim yaşayan arkadaşları ile konuşarak onların tecrübelerinden yararlanabilirler. Ancak unutulmamalıdır ki en profesyonel yardım konunun uzmanı olan bir hekimden alınabilir.

Bebek hareketleri ilk ne zaman hissedilir ?Daha önce doğum yapmış olan hanımlar bu konuda da tecrübelerini gösterirler. Bu hanımlar genelde 16. hafta civarında bebeğin oynadığını hissederken ilk gebeliğini yaşayanlar 19-20. haftalarda bu hisle tanışırlar. Hanımlar bunu içlerinde bir kuşun kanat çırpmasına benzetmektedirler.
Ne sıklıkta doktor kontrolü gereklidir ?32 haftaya kadar ayda bir kez, 32-36 haftalar arası 15 günde bir, bu tarihten doğuma kadar da doktorunuzun uygun göreceği sıklıklarda kontrol gereklidir. Bu kontrollerde bazı temel tetkikler yapılır, bebeğin ve gebenin gelişimi kontrol edilir ve standartlara uygun olup olmadığı saptanır, bebekte ya da gebede olası bir anormalik saptanır ise buna yönelik tedaviler planlanır ve yapılır, bazı özel gebelerde gereken özel tetkikler ve araştırmalar gerçekleştirilir.
Bebeğinizin ve kendi sağlığınız için gebelikte hekiminizi düzenli olarak ziyeret etmeyi ihmal etmeyiniz.
Bebeğin cinsiyeti ne zaman belli olur ?Aslında bebeğin cinsiyeti döllenme meydana geldiği anda bellidir.Burada tek belirleyici babadan gelen spermin cinsidir. Eğer bu sperm Y kromozomu taşıyor ise bebek erkek, X kromozomu taşıyor ise bebek kızı olacaktır. Ancak bu cinsiyetin tespiti ancak dış cinsel organlar ultrason ile görülebilecek büyüklüğe ulaştığında mümkün olur.

Genellikle 14-16. haftalardan itibaren tecrübeli gözler bebek cinsiyetini saptayabilir. Tanı amaçlı yapılan ve bebekten doku alınmak sureti ile gerçekleştirilen biopsi sonucu bebeğin cinsiyeti %100 doğrulukla saptanır ancak bu işlemler sadece tıbbi bir gereklilik varsa yapılır. Sadece cinsiyet tayini için yapılmaz.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Cinsel İlişkide Korunma Yöntemleri


Gebelikten Korunma Yöntemleri

Gebelikten korunmak için herhangi bir yöntem kullanmadan cinsel ilişkide bulunan kadınların % 80-90′ı bir yıl içinde gebe kalır. Bu nedenle eğer bir süre ya da bundan sonra hiç bebek istenmiyorsa mutlaka etkili bir gebelikten korunma yöntemi kullanılmalıdır. Pek çok korunma yöntemi arasından size ve birlikte olduğunuz kişiye en uygun olanını seçmek için üniversitenizin Mediko-sosyal Sağlık Merkezi Gençlik Danışma Birimi’ne, sağlık ocaklarına, devlet hastaneleri ve SSK hastanelerine bağlı aile planlaması kliniklerine, ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezlerine, aile hekiminize veya bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurabilirsiniz.

1. Hap ve Mini Hap
Genel Özellikler
· Her gün düzenli alınması gerekir.
· Kadında yumurtlama ve döllenmeyi engeller.
· Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
· Adetin ilk beş günü içinde, tercihen ilk günü alınmaya başlanmalıdır.
· Adet öncesi gerginliği ve adet sancılarını önler.
· Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur.
· Adet kanamalarının miktarını azalttığından bu nedenle oluşabilecek kansızlığa karşı koruyucu etkileri vardır.
· Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

Hap
· Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından ikisini (östrojen ve progesteron) içerir.
· 35 yaş ve üstünde olup, sigara içen kadınlar hapla korunacaksa sigarayı bırakmalıdır.
· Anne sütünün miktarını azalttığı ve yapısını değiştirdiği için emzirirken kullanılmaz.

Mini Hap
· Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerir.
· Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.

2. Aylık İğne
. Düzenli olarak ayda bir kez, kas içine enjeksiyonla uygulanır.
. Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından ikisini (östrojen ve progesteron)içerir.
. Yumurtlama ve döllenmeyi engeller.
. Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
. Adetin ilk yedi günü içinde tercihen ilk günü uygulanır.
. 35 yaş üstünde ve sigara içen kadınlar sigarayı bıraktıklarında kullanabilirler.
. Anne sütünün miktarını azalttığı ve yapısını değiştirdiği için emzirirken kullanılmaz.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu,klamidya gibi) korumaz.

3. Üç Aylık İğne
. Düzenli olarak üç ayda bir, kas içine enjeksiyonla uygulanır.
. Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerir.
. Yumurtlama ve döllenmeyi engeller.
. Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
. Adetin ilk yedi günü içinde tercihen ilk günü uygulanır.
. Ara kanamaları olabilir ve uzun kullanıldığında kullanım sırasında adet görülmeyebilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. İğneler kesildikten sonra, tekrar gebe kalmak, ortalama dokuz ay gecikebilir.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu,klamidya gibi) korumaz.

4. Deri Altı Kapsülleri
. Kolun iç kısmına yerleştirilen ve kibrit çöpü büyüklüğünde silikon çubuklardır.
. Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerir.
. Yumurtlama ve döllenmeyi önler.
. Türüne göre üç ya da beş yıl boyunca gebelikten korur.
. Çok etkilidir.
. Gebelik şüphesi olmayan herhangi bir günde, tercihen adetin ilk yedi günü içinde uygulanır.
. Adet kanaması miktarında azalma, ara kanamalar ve lekelenmeye neden olabilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

5. Rahim İçi Araç
. Rahim içine yerleştirilen küçük plastik bir araçtır. Bakır ve hormon içeren tipleri vardır.
. Döllenmeyi önler.
. Çok etkilidir.
. 10 yıla kadar koruyan bakırlı tipleri vardır.
. Kadının gebe olmadığından emin olunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Uygulama sırasında adetli olmak gerekli değildir.
. Çıkartıldığında hemen gebe kalınabilir.
. İlk aylarda lekelenme, adet miktarında artma veya adet süresinde uzamaya, adet sancısına neden olabilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.
. Kurallarına göre uygulandığında enfeksiyona neden olmaz.

6. Kondom (Prezervatif, Kılıf, Kaput)
. Erkekler tarafından kullanılmak üzere bir çeşit lastikten yapılmış çok ince ve esnek bir kılıftır.
. Cinsel ilişki sırasında, meni içindeki erkek tohum hücrelerinin (sperm) kadının vajinasına geçmesini engeller.
. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Her cinsel ilişki için YENİ, KULLANILMAMIŞ BİR KILIF kullanılır. Kılıf sertleşmiş erkeklik organına, kadının vajinasına HİÇ TEMAS ETMEDEN ÖNCE takılır. Boşalma sonrası organ gevşemeden çıkartılmalıdır.
. CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLARDAN (HIV/AIDS, HEPATİT-B, FRENGİ, BEL SOĞUKLUĞU, KLAMİDYA GİBİ) KORUR.
. Hiçbir yan etkisi yoktur.

7. Diyafram
. İnce lastikten yapılmış, rahim ağzını örten kubbe şeklinde bir araçtır.
. Erkek tohum hücrelerinin (sperm) hazneden (vajinadan, döl yolundan) rahme geçmesini engeller.
. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Cinsel ilişkiden önce yerleştirilir ve ilişkiden en erken altı saat sonra çıkarılır.
. Doğru kullanılırsa, aynı diyafram yıkanıp kurulanarak iki yıl süreyle kullanılabilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyucudur.

8. Kadın Kondomu
. İnce, şeffaf, yumuşak plastikten yapılmış, uçları halka ile gerilmiş kılıf şeklinde bir araçtır.
. Cinsel ilişki öncesinde, kadının vajinasına yerleştirilir.
. Cinsel ilişki sırasında, meni içindeki spermlerin kadının vajinasına dökülmesini engeller.
. Spermisitle birlikte ve doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Her cinsel ilişkide yeni bir kadın kondomu kullanılmalıdır.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLARDAN (HIV/AIDS, HEPATİT-B, FRENGİ, BEL SOĞUKLUĞU, KLAMİDYA GİBİ) KORUR.
. Hiçbir yan etkisi yoktur.

9. Spermisitler (Sperm Yok Ediciler)
Kadının vajinasına konularak uygulanan jel, fitil ve köpüren tabletlerdir. Tabletlerin erimesi için cinsel ilişkiden 10 – 15 dakika önce vajinanın derinine uygulanmaları gerekir. Etkisini tam gösterebilmesi için cinsel ilişkiden sonra da en az 6 saat vajina hiçbir sebeple yıkanmamalıdır. Vajinanın doktor tarafından önerilmedikçe, herhangi bir sebepten yıkanması doğal korunmasını bozarak enfeksiyonların oluşma riskini artıracağından kesinlikle önerilmez.

. Erkek tohum hücrelerini vajina içinde etkisiz hale getirerek gebeliği önler.
. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Her cinsel ilişki için uygulama tekrarlanmalıdır.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyucudur.

10. Kadında Tüplerin Bağlanması (Tüp Ligasyonu)
Artık çocuk istemeyen çiftlerde, kadınların yumurtalık kanallarının/tüplerin ameliyatla bağlanmasıdır.

· Tüpler bağlandığı için yumurta, erkek tohum hücresi (sperm) ile karşılaşmaz. Böylece döllenme engellenir.
· Gebelik şüphesi olmayan herhangi bir zamanda, kadın evli ise kendisinin ve eşinin yazılı onayı ile yapılır.
· Çok etkilidir.
· Cinsel arzu, yeterlilik ve doyumda, adet kanamalarında hiçbir değişikliğe yol açmaz.
· Hastanede yatmayı gerektirmez.
· Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

11. Erkekte Kanalların Bağlanması (Vazektomi)
. Artık çocuk istemeyen çiftlerde, erkeklerin tohum (sperm) kanallarının bağlanmasıdır.
. Kanallar bağlandığı için erkek tohum hücreleri (spermler) boşalma sıvısına geçmez. Böylece döllenme engellenir.
. Koruyuculuğun başlaması hemen gerçekleşmez. İlk 20 boşalmada ya da yaklaşık 3 ay süreyle kondom (prezervatif, kılıf) gibi ek bir yöntem kullanılmalıdır.Çok etkilidir.
. Cinsel arzu, yeterlilik ve doyumda, erkeklik organının sertleşmesinde hiçbir değişikliğe yol açmaz.
. Erkek evli ise kendisinin ve eşinin yazılı onayı ile yapılır.
. Cilt kesilmeden ve dikişsiz olarak yapılabilir. Hastanede yatmayı gerektirmez.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

12. Doğal Korunma Yöntemleri
a. Doğurganlık Belirtilerine Dayalı Yöntemler
. Kadının doğurgan olduğu yumurtlama dönemlerinin belirlenerek bu süre içinde cinsel ilişkide bulunulmaması temeline dayanırlar.
. Rahim ağzından gelen akıntının tipi ve miktarı, rahim ağzının sertliğinde ve düzeyindeki değişiklikler ve vücut sıcaklığı değişimleri değerlendirilerek kadın tarafından uygulanır.
. Emzirme, menopoz ve hormon kullanımını izleyen sürelerde doğurganlık belirtilerini saptamak zor olabilir.
. Doğal aile planlaması yöntemlerini etkili bir biçimde kullanabilmek için iyi bilgilendirilmiş ve bu konuda eğitilmiş olmak gerekir.
. Hiçbir yan etkisi yoktur.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

b. Emzirme İle Korunma (Laktasyon Amenoresi)
. Doğumdan sonra, ilk altı ay boyunca anne, bebeğini sadece anne sütü ile sık aralarla, günde toplam en az 60 dakika süreyle emzirerek beslediği takdirde, annede yumurtlama gerçekleşmeyebilir. Bu durumda cinsel ilişki olsa dahi gebelik oluşmaz.
. Bu süre sırasında adet kanaması görülür, ek gıdaya geçilir ya da anne emzirmeyi keserse bu yöntemin koruyuculuğu çok azalır.
. Emzirme ile korunmanın doğumu izleyen ilk altı aydan sonra mümkün olmayacağı bilinmeli ve daha bu süre bitmeden mutlaka etkili bir biçimde gebelikten korunmalıdır.

c. Geri Çekme (Dışarı Boşalma)
· Cinsel ilişki sırasında, boşalma olmadan önce, erkeğin penisini kadının vajinasından çıkararak dışarıya boşalmasıdır.
· Etkililiği tamamen kullanıcıya bağlıdır, her çift başarıyla uygulayamaz.
· Bu yöntemin doğru uygulanabilmesi ve cinsel ilişkinin olumsuz etkilenmemesi için iki tarafında bu konuda istekli ve kesin kararlı olması gerekir.

13. Acil Korunma
Yine de; korunmasız cinsel ilişkide bulunduysanız ya da bir korunma yöntemi kullanırken beklenmedik bir durumla karşılaşırsanız ve gebe kalmak istemiyorsanız acil önlem alabilirsiniz. Bunun için cinsel ilişkiden sonraki ilk üç gün (72 saat) içinde aile planlaması hizmeti sunan bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. On iki saat arayla, iki kez olmak üzere, içindeki hormon miktarına göre belirlenen adette hap içerek ya da beş gün içinde rahim içi araç uygulanarak korunabilirsiniz. Bu durumda ne kadar erken başvurursanız o kadar etkili korunma sağlarsınız. İlişki sonrası hapla korunma, kadının adet düzeninin doğal seyrini etkilediğinden sık sık başvurulacak bir yöntem değildir. Ancak beklenmedik durumlarla (kondomun yırtılması, hapın unutulması, doğal yöntem kullanırken hata, tecavüze uğrama vb.) karşılaşıldığında kullanılabilir.

Acil Korunma Yöntemleri Nasıl Kullanılır?
Gebelik için önlem alınmadan gerçekleşen cinsel ilişkiden sonra, istenmeyen gebelikleri önlemek için, aşağıdaki seçeneklerden biri uygulanabilir.

Hap kullanma seçeneği
İlişkiden en kısa süre sonra fakat 72 saat dolmadan

1) Düşük dozlu doğum kontrol hapları :
30 mcgm ethinylestradiol

150 mcgm Levonorgestrel veya 30 mcgm ethinyl estradiol 300 mcgm Norgestrel içeren doğum kontrol hapları

2) Yüksek dozlu doğum kontrol hapları :
50 mcgm ethinyl estradiol 250 mcgm Levonorgestrel veya 50 mcgm ethinyl estradiol 500 mcgm Norgestrel içeren doğum kontrol hapları

DİKKAT! Doğum kontrol hapları farklı miktarlarda hormon içerir ve buna bağlı olarak acil korunma için kullanılabilecek miktarlar değişir. Yukarıdaki dozajlara göre kullanılmalıdır.

Haplar piyasada farklı ticari isimlerle bulunurlar, Gençlik Danışma Birimi’ndeki sağlık elemanlarından bu konuda yol göstermesi istenebilir.

Rahim İçi Araç (spiral) Seçeneği
İlişkiden sonraki ilk beş gün içinde bir sağlık kurumuna başvurup, Rahim İçi Araç uygulaması istenebilir.

Rahim İçi Araç uygulamasıyla acil olarak korunmak için adet görmüş olmak gerekli değildir. Ancak korunmasız ilişkiden önceki günlerde gebe kalınmadığından emin olunmalıdır.

2 Ekim 2008 Perşembe

İdrarla Gebelik Testi


İdrarla gebelik testi
Tüm hamile kadınların başvurduğu en pratik test usülü, tüm eczanelerden temin edilebilecek, idrarla yapılan hamilelik testleridir.
Eczanelerden kolayca temin edilebilen ucuz ve basit bir yöntemdir.
hCG ismi verilen gebelik hormonunun idrarda tespiti prensibine dayanır.
hCG düzeyi 20miÜ üzerinde ise pozitif sonuç verir.
Cinsel birleşmenin ertesi günü yapılması anlamsızdır, hiçbir sonuç vermez.
Sağlıklı bir sonuç alınması için adet gününün 1-2 gün geçmesi gerekmektedir.
Kanda yapılan B-HCG testi miktarı tam gösterdiğinden dolayı çok duyarlıdır ve adet günü daha geçmeden sonuç verir.
* Sabah ilk idrar konsantre olduğu için daha sağlıklı sonuç verir.
* Gebelik testini aç veya tok yapmanız fark etmez.
* İdrar testinin yanlış negatif çıkma ihtimali az da olsa mümkün olduğundan dolayı adet gününüzden 1-2 gün sonra yaptığınız test Negatif yani Yok çıkar ise 2-3 gün sonra tekrar edin.
İdrar testinde ;
Tek çizgi çıkar ise negatif,
Çift çizgi çıkar ise pozitif,
İkinci çizgi silik ise şüpheli olarak değerlendirilir. (2-3 gün sonra tekrar et)
Hatalı negatif test çok erken yapıldığında veya kullanılan testin bozuk veya günü geçtiği durumlarda görülebilir.
Hatalı pozitif test bazı ilaçların kullanımında veya kimyasal gebelik durumunda ortaya çıkar.Çok nadir görülür.
Gebelik testinde en küçük bir şüpheniz olduğunda mutlaka doktorunuza başvurun.
Hamilelikte 40 Hafta Boyunca Sizi Neler Bekliyor ?
Hamilelik dönemi, aynı zamanda kaygı dönemi… Aklınızda pek çok soru işareti oluşabilir. Bu 40 haftalık süreci daha rahat ve huzurlu geçirebilmeniz için, size aşama aşama bilgi veren bir rehber hazırladık.

Gebelikte 0-7 Hafta

Eğer düzenli olarak gittiğiniz bir doktorunuz yoksa, hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren, güvenebileceğiniz bir doktor bulmalı ve ilk muayenezi olmalısınız.
Doktorunuz size folik asit tavsiyesi önerdiyse, bilmenizde fayda var: günlük önerilen doz 0.4 miligramdır ve bunun tümünü tek bir dozda almalısınız.
Cinsel yaşamınızı normal şekilde sürdürebilirsiniz. Fakat kanama, ağrı, düşük, erken doğum, enfeksiyon gibi riskli durumlarda, cinsel yaşamınıza kısıtlama getirmeniz gerekebilir.

Gebelikte 8-11 Hafta

Hormonlarınızın etkisiyle bu haftalarda çeşitli cilt problemleri yaşayabilirsiniz.
Artık ultrasonda bebeğinizin kalp atışlarını duyabilirsiniz.
Göğüslerinizde dolgunluk ve hassasiyet artabilir. Göğüslerinizi alttan destekleyen bir sutyen kullanmanızda fayda var.
Mide yanması sorunu yaşayabilirsiniz.
Saçlarınız ve tırnaklarınız çok daha hızlı uzayacaktır.
11-14 üncü haftalar arasında ” ikili test ” yapılır ve bebeğin ense kalınlığı ölçülerek down sendromu riskine bakılır.
Gebelikte 12-19 Hafta

Bu dönemde burun kanaması, tansiyon düşüklüğü, kasık ağrıları görülebilir.
14 üncü haftadan sonra ikinci trimester döneme giriyorsunuz. Bu dönem gebelikte en rahat edeceğiniz dönemdir. Bulantılarınız kalmaz.
Bebeğin cinsiyeti artık görülebilir.
üçlü test yapılır.

Gebelikte 20-23 Hafta

Bu haftalarda Renkli Doppler Ultrasonografi yapılır.
Renkli Doppler Ultrasonografi : damar içindeki değişiklikleri rakamsal, görsel ve işitsel olarak inceleyebilmeyi sağlayan bir teknolojidir.

Gebelikte 24-28 Hafta

Hamileliğinizde görülen şeker hastalığı için, doktorunuz sizden şeker yükleme testi yapılmasını önerebilir.
Bacak krampları, rahimde ani kasılmalar, basur, varisler, bacaklarda şişlik, kaşıntılı cilt çatlakları, bel ağrıları, ayağınızdaki şişmeler, mide yanması ve hazımsızlık yaşayabilirsiniz.
Nefes alma problemi de ortaya çıkabilir. Başınızın altına yüksek bir yastık koyarak uyamayı deneyin.

Gebelikte 29-31 Hafta

Bacaklarınızda kasılmalar ve kramplar hissedersiniz, doktorunuza danışarak magnezyum takviyesi alabilirsiniz.
Bu dönemde çok sık rüya gördüğünüzü farkedeceksiniz.
Ellerinizde de ödem oluşabilir.

Gebelikte 32-33 Hafta

Çalışıyorsanız, 32. haftanın sonunda yasal doğum iznine ayrılma hakkına kavuşuyorsunuz. Doktorunuzun onayıyla, 37 inci haftaya kadar çalışabilir ve bu süreyi doğum sonrası izninize ekleyebilirsiniz.
Gebelikte 34-36 Hafta

Braxton-Hicks adı verilen ve sizi doğuma hazırlayan kasılmalar sıklaşabilir. Kısa sürerler ve düzensizdirler.
Bebeğinizin hareket etmesi sağlıklı olduğunun göstergesidir.
36 ncı haftadan itibaren muayeneye her hafta gitmelisiniz.
Gebelikte 37-40 Hafta

Doktorunuz doğuma engel bir ” çatı ” darlığını tespit için muayene yapar.
Doğum sancıları her an başlayabileceğinden, nasıl bir sancı olduğunu bilmelisiniz. Doğum başladığında, kasılmalar düzenli aralıklarla oluşur. 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her kasılma yaklaşık 50 saniye sürer.

Hamilelik



Sezaryan ile doğum
Sezaryan ile doğum kısaca anlatılacak olursa, bebeğin, çeşitli nedenlerle anne karnından rahimi yani uterusu cerrahi müdahele ile açarak çıkartılmasıdır. Vajinal doğumun mümkün olmadığı, annenin hayatının veya bebeğin sağlığının tehlikede olduğu teşhisi koyulan durumlarda
Daha önceleri, anestezi için kullanılan ilaçların yetersizliği ve bebeğe olan tehlikesinden ötürü, korkulan bir ameliyat olmasına karşın günümüzde teknolojinin ilerlemesi, yeni ilaçların ve anestezininin gelişmesi sayesinde risk çok daha azaltılmış bir ameliyattır.
Sezeryan, ortalama 45 dk – 1 saat arasında sürer. Ameliyata Pfanenstel dediğimiz kasık bölgesinin (symphisis pubis kemiği) yaklaşık 3-4 cm üzerinden yatay şekilde, 10 cm lik bir kesi ile başlanır. Ardından cilt altı yağ dokusu, kasların koruyucu kılıfı yani fasya, kas tabakası, parietal periton yani karın içi zarı, visceral periton, uterus ve amniyon zarı kesilerek anne karnındaki bebeğe ulaşılır. Bebek alındıktan sonra göbek bağı klemplenerek kesilir, bebek çocuk doktoruna verilerek ilk muayenesi yapılır.
Bebeğin çıkartılmasını takiben plasenta rahmin içinden çıkarılır ve ramin içi zarlardan temizlenir. Uterus yani rahim kas tabakası dikilir ,visceral periton yani rahmi saran zar dikilir, ardından sırayla parietal periton , kas tabakası, fasya, cilt altı ve cilt dikilerek ameliyat sonlandırılır.




Bebeğinizin, doğum kanalınız yoluyla dünyaya gelmesine normal doğum denir. Normal vajinal doğumun üç evresi vardır. 1. Sancılarınızın başlamasından serviks (Rahim ağzı) açıklığının tam olmasına kadar süren ilk evre. 2. Bebeğinizin doğuşu ile tamamlanan ikinci evre. 3. Plasentanın (Eş) çıkmasıyla tamamlanan üçüncü evre. Üçüncü evrenizden sonra ise, kanama ya da yırtıklarınızın kontrolü yapılarak, epizyotomi veya varsa yırtıklarınızın dikilmesi işlemi yapılır.


Sizin sabrınızı ve dayanıklılığınızı zorlayabilen, vajinal doğumdan çekinmenize yol açan uzun süreli ağrılarınız, doğumunuzun birinci evresinde gerçekleşir ve bir amaca yöneliktir. Bu evrede genellikle düzenli aralıklarla gelen her sancınız, rahminizin kasılmasına, rahim ağzınızın açılmasına ve bebeğinizin aşağı doğru itilmesine neden olur. Başka bir deyişle, gelen her sancınız, bebeğinizi size biraz daha yaklaştırır.


Normal vajinal doğumun üstünlükleri
Normal vajinal doğumun, hem sizin hem de bebeğiniz için sezaryenle doğuma göre üstünlükleri vardır. Vajinal doğumunuz sonrasında, birkaç saat içinde normal aktivitelerinizi yapabilir, çok kısa sürede bebeğinizi emzirmeye başlayabilirsiniz. Ayrıca normal doğum ile hamilelik öncenizdeki yaşamınıza dönmeniz çok daha kolay olur. Normal doğumunuz sonrası vücudunuzun eski şekline dönmesi, sezaryene oranla daha çabuktur. Doğumunuzu yapar yapmaz bebeğinizi kucaklayabilir ve emzirebilirsiniz. Ayrıca doğumunuz sırasında bebeğinizin dünyaya gelişine canlı canlı şahit olabilir ve o tarifsiz mutluluğu yaşayabilirsiniz hem de bebeğinizle çok daha çabuk özel bir bağ kurabilirsiniz.


Normal gerçekleştireceğiniz doğumunuz sırasında, bebeğiniz kemik kanalınızdan geçip (Pelvis kemikleriniz), vajinanızdan çıkarken göğüs kafesinde oluşan baskı, bebeğinizin akciğerlerindeki sıvının çok büyük kısmının boşalmasına ve nefesini daha rahat almasına yardımcı olur. Sezaryenle yapacağınız doğumda bu durum söz konusu olmadığından, sezaryenle doğan bebeklerde “yeni doğanın geçici takipnesi” ve “ıslak akciğer” adı verilen solunum sıkıntıları, vajinal doğuma oranla 5 kat daha sık görülür.
Doğum ağrısı nedir?
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç. Dr. Hanife Altunkaya: “Doğum ağrısı kendine has özellikleri olan, çok yönlü bir ağrıdır. Doğum sırasında, doğumun evrelerine göre ağrının şiddeti, süresi, yayılımı ve kalitesi değişir.” diyor ve konu ile ilgi bizi bilgilendiriyor.


Doğum ağrısı, insanın hissedebileceği ağrıların en şiddetlisidir, ancak bunun yanı sıra en hızlı unutulanıdır. Hamileliğinizde ağrınızı algılanmanızda sensoriyel, emosyonel, davranışsal ve çevresel faktörlerinizin de etkisi vardır. Ağrı, doğumunuzun başladığını bildiren, biyolojik bir işarettir, ancak doğumunuza ağrınızın mutlaka eşlik etmesi gerekmez.


Doğum ağrınız, primer olarak rahminizden ve perine (Vajina girişi ile makat arasında kalan bölge) bölgenizdeki ağrı reseptörlerinizden kaynaklanır. Rahim, rahim ağzı, pelvis ve perineden gelen ağrılı uyaranlarınız, spinal kord segmentleri tarafından, innerve edilen dermatomlar boyunca hissedilir. Doğumunuzun başlangıç dönemindeki ağrınız, rahim kasılmalarınıza ve rahim ağzınızın gevşemesine (Servikal dilatasyon) neden olan ağrıdır. Bu yüzden, doğumunuzun ilk döneminde ağrınız genellikle bel, göbek çevresi ve pubiste hissedilir. Doğumunuzun ikinci evresinde ise, pelvis tabanının gerilmesi ve vajinanızdan kaynaklanan ağrı daha alt seviyelerde (Uyluk ve bacaklarınızda yanıcı, sızlayıcı kramp tarzında) hissedilir.