kadın hastaliklari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın hastaliklari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2010 Salı

Cilt Catlakları ve Tedavisi

Cilt Çatlakları Neden Oluşur?

Cildinizin hızlı bir şekilde aşırı derecede gerilmesiyle derinizdeki elastik dokular kırılır ve ortaya cilt çatlakları dediğimiz görüntü meydana gelir. Başlangıç aşamasında kırmızı veya mor rengi andıran ve ilerleyen zaman içersinde sedefli beyaz renge dönüşür.

Cilt Çatlakları En Çok Kimlerde Görülür?

Cilt çatlaklarının kalıtımla baglantilir. Zayıf dokulara sahip insanlar hızlı kilo alıp verme durumlarında daha çok çatlakları yaşarlar. Özellikle bacaklar, karın bölgesi, kalçalar, göğüsler ve belin arka kısmında görülür. Ayrıca ten renginin de cilt çatlaklarında belirleyici bir ayrıntıdır zira, beyaz tenli kişilerde esmer tenli kişilere göre daha çok cilt çatlağı oluşur.

Ciltteki Çatlaklarından Korunmak İçin Ne Yapmak Gerekir?

Ciltteki catlaklar

Cildinizde çatlaklar görmek istemiyorsanız bacak, karın, göğüs ve belinizin arka kısımlarını esnetecek bir takım kremler, losyonlar, yağlar kullanmalısınız. Düzenli olarak yapacağınız ya da yaptıracağınız masajlar, kan dolaşımını hızlandırdığı için çatların oluşumu engelleyecektir. Ani kilo alma riskine asla girmeyin. Bol su tüketin ve saglıklı beslenin. A, E ve C vitaminleri içeren besinlere menünüzde öncelik verin. Spor yapın.

Cilt Çatlakları Tedavi Edilir mi?

Cilt çatlarını tamamen yok etmek için geliştirilmiş herhangi bir tedavi yöntemi henüz yoktur. Ancak başlangıç aşamasında uygulanacak bazı kremler veya lazer, karboksiterapi tedavi yöntemleri ile çatlakların gelişimi durdurulabilir bazen de gözle görülmeyecek kadar yok edilebilir. Lazer ile uygulanan cilt çatlakları tedavisinde ortalama 4 seans sonrasında çatların renklerinin yüzde 80 oranlarında açıldığını ve dikkatli bakmadığınız sürece görünmediğini fark edebilirsiniz. Ancak cilt çatlakları artık beyaz rengini almış ve uzun bir süredir de bedende yerini almış ise şuanda bu tür çatlakları tamamen yok eden herhangi bir tedavi yöntemi yoktur. Karboksiterapi yöntemi ise biraz daha uzun zamanda olumlu sonuçlar verir. Ortalama 8 seans sonrası cilt çatlarınızın yüzde 80’ ne yakın renginin açıldığını ve gözle görülür oranın azaldığını fark edersiniz.

Saglikli bir yasam icin.....

23 Ekim 2008 Perşembe

Adet Bozuklugu


Adet Bozuklukları
Regl olmak (adet kanaması, ay hali) kadın hayatının önemli bir parçasıdır. Genç kızlığa adım atılan dönemde bazen şok etkisi yaratabilen ilk adet kanaması kısa bir süre sonra kadının her ay düzenli görmeye alıştığı ve düzensizleşmesi durumunda endişeye kapıldığı bir olgu haline gelir. Adet düzensizlikleri kadınların sık yaşadıkları sağlık sorunlarındandır ve her bilinçli kadının bu düzensizliklerin nedenleri hakkında genel bilgilere sahip olması gerekir.

Adet düzensizliğinin tanımı

Normal bir adet düzeni olan kadın 26-35 günlük aralıklarla (bu aralığın başlangıcını ve bitişini bir adetin ilk günüyle diğer adetin ilk günü belirler) kanama görür ve bu kanama 3-7 gün arasında devam eder. İlk günlerde nispeten daha fazla olan kanama yavaş yavaş azalarak en geç 7 günde tamamen biter. Tüm bu adet dönemi boyunca kadın ortalama olarak 60 ml. kan kaybeder. Bazı kadınlarda ek olarak tam iki adetin ortasına denk gelen dönemde birkaç damla süren lekelenme tarzında kanama olabilir. Ovulasyon (yumurtlama) esnasında oluşan bu kanama her ay tekrar eder ve normal dışı bir durum olarak kabul edilmez.

Yukarıda anlatılan düzenden her sapma adet düzensizliği olarak tanımlanır. Her adet düzensizliği tipinin kendine özgü nedenleri ve tedavi şekilleri olduğundan tanı koyma aşamasında kadının düzensizliği iyi tarif edebilmesi çok önemlidir.


Kadınlar neden adet kanaması görürler?


İki adet kanamasının ilk günleri arasında kalan ve menstruasyon siklusu adı verilen döngünün amacı uterusu (dölyatağını) gebeliğe hazırlamaktır. Bu döngünün düzenli olarak işlemesine hem fizyolojik hem de ruhsal süreçler katkıda bulunur: Her adetin ilk gününde beyinde bulunan hipofiz adlı salgı bezinden salgılanan bir hormonun etkisiyle yumurtalıklardan birinin içinde bir oosit (yumurta) hücresi olgunlaşmaya ve östrojen hormonu üretmeye başlar.

Bu hormon uterus iç tabakasının kalınlaşmasından ve gebelik için ön hazırlıkların tamamlanmasından sorumludur. 14 gün süren bu kalınlaşma döneminde yumurta hücresi etrafında sıvı birikimi olur ve yumurtalık yüzeyinde yaklaşık 18-20 mm. çapında içi sıvı dolu olan ve folikül adı verilen yapı ortaya çıkar. Bu olaylar esnasında hipofizden salgılanan diğer bir hormonun kanda seviyesi belli bir aşamaya yükseldiğinde bu gelişen folikül çatlar ve içindeki olgunlaşmış yumurta hücresi serbest kalır. Bu hücre fallop tüpü içine girerek burada ilerlemeye başlar.

Fallop tüpü içinde oosit bir sperm hücresiyle karşılaşır ve döllenme gerçekleşirse gebelik başlar.Yumurtlama gerçekleştikten hemen sonra kanda östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da yükselmeye başlar. Bu hormon uterus iç tabakasını döllenen yumurtanın yerleşmesi ve gebeliğin devam etmesi için uygun hale getirir ve bir anlamda östrojen hormonunun burada yaptığı ön hazırlıkları tamamlar.

Gebelik oluşmazsa kanda hormon seviyelerinin düşmesiyle belli bir süre sonra endometrium tabakası dökülmeye başlar. Bu dökülme kanamayla birlikte olur. Adet kanaması adı verilen bu kanamayla birlikte endometrium yeni siklustaki muhtemel bir gebelik için tekrar hazırlanmaya başlar ve yukarıdaki döngü en başa döner.Adetin zamansal olarak düzenli olmasını sağlayan en önemli mekanizma ovulasyon (yumurtlama) ve buna bağlı olarak salgılanan progesterondur.


Ovulasyon herhangi bir nedenle gerçekleşemezse endometrium tabakası östrojen etkisi altında kalınlaşmaya devam eder ve beklenmedik zamanda, sıklıkla gecikmeli olarak ve gene sıklıkla normalden fazla kanama olur. Tüm hormonal mekanizma beyin üst merkezlerinin denetimindedir ve psikolojik etkenler hormonal salgılamayı etkileyerek adet düzeninde değişikliklere neden olabilirler.Adet düzeninde diğer önemli bir etken de tiroit hormonlarıdır. Bu hormonların azlığı ya da fazlalığı durumunda adet düzeni sıklıkla bozulur ve yine sikluslar sıklıkla yumurtlama olmaksızın gerçekleşir.