21 Ekim 2008 Salı
Gebelik Belirtileri
Bebek sahibi olmak için bir kadının en uygun olduğu yaş dilimi 18-35 yaşlar arasıdır.Bu dönemin başlangıcında kadının kendi vücudu gelişimini tamamlamıştır ve bir bebek gelişimi için uygun hale gelmiştir.
Yaşınız ya da pozisyonunuz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ya da gebe olduğunuzu düşündüğünüzde mutlaka uzman bir hekime müraacat etmelisiniz.
Gebelik ne zaman başlar ?Gebelik erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllediği anda başlar.Bu andan 8.haftanın sonuna kadar olan dönem ebryonik dönem olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan doğuma kadar olan süreye de fetal dönem denir.
Gebelik yaşı nasıl hesaplanır ?Gebelik yaşı hesaplanırken gebe kalındığı düşünülen ilişkinin gerçekleştiği gün kriter olarak alınmaz. Tüm dünyada ve terminolojide bir standart sağlayabilmek amacıyla son adet kanamasının ilk günü (SAT, son adet tarihi) gebeliğin başlangıcı olarak alınır. Gebelik yaşı hesaplanırken ay kullanılmaz. İnsanlarda gebelik 280 gün sürer. Bu 40 haftaya denk gelmektedir. Sonuç olarak gebelik hafta olarak tanımlanır ve başlangıcı olarak da son adet kanamasının ilk günü esas alınır.
Bebeğin doğum tarihi nasıl hesaplanır ?Bebeğin beklenen doğum tarihini (BDT) hesaplamak için oldukça basit bir yöntem vardır: 7 gün ekle 3 ay çıkart. Negele yöntemi adı verilen bu sistemde SAT'ne 7 gün eklenir ve 3 ay geriye gidilir. Bir örnekle açıklayacak olursak son adet kanamasının ilk günü 7 Temmuz olan bir anne adayını ele alalım.
Bu hasta için beklenen doğum tarihi 14 Nisan'dır. Ancak bebeklerin sadece %5'i bu tarihte doğar. 38 hafta ile 42 hafta arası doğan bebekler normal kabul edilirken 38 haftadan önce doğanlar preterm 42 haftadan sonra doğanlar postterm olarak adlandırılır. Prematürite ise bebeğin yaşını değil gelişimini anlatan bir ifadedir. Örneğin 36 haftalık doğan bir bebek preterm olmasına yani erken doğmasına rğme eğer akciğer gelişimini tamamlamış ise prematür değildir.
Gebeliğin belirtileriGebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhngi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri, stres gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.
Gebelik testleriGebe olduğunuzu ne kadar erken öğrenilirse , gebelik ile ilgili bakıma o kadar erken başlanabilir. Bu nedenle adet gecikmesi olan her kadın vakit kaybetmeden gebelik testi yaptırmalıdır.
Gebeliğin oluşması ile birlikte gebelik ürününüden bazı hormonlar salgılanmaya başlar. Bu gebeliğe özgü hormonlar kadının adet siklusunu kesintiye uğratır ve kadın gebelik süresince adet görmez.
Kanda ve idrarda bu hormonların tayini ile gebelik teşhisi konabilir. Kanda bakılan hormon daha henüz ortada bir adet gecikmesi olmadan önce bile gebeliği gösterebilir. İdrarda ise sıklıkla 7-10 günlük bir gecikmeden sonra gebelik saptanabilir.
Piyasada satılan ve kişinini kendi kendine uyguladığı testlerin güvenilirliği labovatuardakilere oranla biraz daha düşüktür.
Bu nedenle adet gecikmesi olan ve kendi kendine yaptığı test negatif çıkan kadınlar da hekimlerini konu hakkında bilgilendirmeli ve onun tavsiyelerine uymalıdırlar.
Duygulanım değişiklikleriGebeliğin ilk 3 ayında anne adayında bazı psikolojik değişiklikler meydana gelebilir.
Kişi çok neşeliyken bir anda ağlama krizlerine tutulabilir. bazı günler çok sinirliyken bazı günler sakin olabilir. Bünye gebeliğe uyum sağladıkça bu sorunlar da yavaş yavaş ortadan kalkar.
Ancak gebeliğin son haftalarında tekrar bir huzursuzluk ortaya çıkabilir.Kişi sinirli, heyecanlı olabilir, Uyku problemleri ortaya çıkabilir. Bunlar fazla endişeedilmemesi gereken durumlardır. Hemen hemen her kadın bu duyguları yaşar.
Aynı şekilde baba adayında da bazı değişiklikler görülebilir. Eşinin durumu hakkında endişeler taşıyabilir ve konu hakkında bilgisi yoksa ona yardım edememenin sıkıntısını yaşar. Bu nedenle çiftler kendilerinden önce böyle bir deneyim yaşayan arkadaşları ile konuşarak onların tecrübelerinden yararlanabilirler. Ancak unutulmamalıdır ki en profesyonel yardım konunun uzmanı olan bir hekimden alınabilir.
Bebek hareketleri ilk ne zaman hissedilir ?Daha önce doğum yapmış olan hanımlar bu konuda da tecrübelerini gösterirler. Bu hanımlar genelde 16. hafta civarında bebeğin oynadığını hissederken ilk gebeliğini yaşayanlar 19-20. haftalarda bu hisle tanışırlar. Hanımlar bunu içlerinde bir kuşun kanat çırpmasına benzetmektedirler.
Ne sıklıkta doktor kontrolü gereklidir ?32 haftaya kadar ayda bir kez, 32-36 haftalar arası 15 günde bir, bu tarihten doğuma kadar da doktorunuzun uygun göreceği sıklıklarda kontrol gereklidir. Bu kontrollerde bazı temel tetkikler yapılır, bebeğin ve gebenin gelişimi kontrol edilir ve standartlara uygun olup olmadığı saptanır, bebekte ya da gebede olası bir anormalik saptanır ise buna yönelik tedaviler planlanır ve yapılır, bazı özel gebelerde gereken özel tetkikler ve araştırmalar gerçekleştirilir.
Bebeğinizin ve kendi sağlığınız için gebelikte hekiminizi düzenli olarak ziyeret etmeyi ihmal etmeyiniz.
Bebeğin cinsiyeti ne zaman belli olur ?Aslında bebeğin cinsiyeti döllenme meydana geldiği anda bellidir.Burada tek belirleyici babadan gelen spermin cinsidir. Eğer bu sperm Y kromozomu taşıyor ise bebek erkek, X kromozomu taşıyor ise bebek kızı olacaktır. Ancak bu cinsiyetin tespiti ancak dış cinsel organlar ultrason ile görülebilecek büyüklüğe ulaştığında mümkün olur.
Genellikle 14-16. haftalardan itibaren tecrübeli gözler bebek cinsiyetini saptayabilir. Tanı amaçlı yapılan ve bebekten doku alınmak sureti ile gerçekleştirilen biopsi sonucu bebeğin cinsiyeti %100 doğrulukla saptanır ancak bu işlemler sadece tıbbi bir gereklilik varsa yapılır. Sadece cinsiyet tayini için yapılmaz.
20 Ekim 2008 Pazartesi
Gebelikte Sorunlar
Gebelikte Sık Sık İdrara Çıkma :
Gebe kadınlar gebeliğin ilk ve son üç aylık dönemlerinde sık sık tuvalete gitmek zorunda kalırlar. İdrara çıkma sıklığının bu kadar artmasının nedenlerinden biri beden de artan zehirli maddelerin atılımını hızlandırmak amacıyla böbreklerin çalışma hızının artması ve vücut sıvı hacmindeki artıştır. Başka bir neden ise idrar kesesine komşu konumda olan rahim büyüdükçe oluşturduğu basınçtır. Gebeliğin dördüncü ayından sonra rahmin karın içine doğru yükselmesiyle mesane üzerine binen basınç azalır. Ancak iç organların yerleşimi kadından farklılık gösterdiğinden idrara çıkma sıklığı kişiden kişiye değişir. İdrar yaparken öne doğru eğilirseniz idrar kesenizi tam olarak boşaltabilirsiniz. Eğer gece çok sık idrara çıkıyorsanız, akşam üstü saat 4'ten sonra sıvı almamaya dikkat edin. Bunun dışında kesinlikle sıvı kısıtlaması yapmayın. İdrara yapma sıklığında herhangi bir değişiklik olmaması ortada bir sorun olduğu anlamına gelmez, özellikle de sık idrara çıkan bir kişiyseniz. Ayrıca yeterli ölçüde (günde en az 8 bardak su) sıvı alıp almadığınız da çok önemlidir. Yetersiz sıvı alımı yalnızca idrara sık çıkmamaya neden olmaz, ayrıca idrar yolu enfeksiyonu riskini de artırır.
Gebelikte Midede Yanma :
Mide içinde sindirilmekte olan gıdaların yemek borusuna doğru kaçması, mide asidinin yemek borusunu tahriş eder. Midenin çalışmasının yavaşlaması ve boşalmasının gecikmesi, büyüyen rahmin mideyi sıkıştırması ve mide ile yemek borusu arasındaki kapağın gevşemesi bu olayın nedenleridir. Gece yatarken yüksek yastıkla yatın ve yatmadan 2 saat öncesinden yeme ve içmeyi kesin. Az az, sık sık yiyin. Karnınız dolu iken öne eğilmekten kaçının. Yağlı, baharatlı gıdalardan ve kızartmalardan uzak durun. Şikayetleriniz yoğunsa ve bu tedbirler yeterli olmuyorsa ilaç desteği gerekebilir
Gebelikte Varis Oluşumu :
Gebe kadınlarda yaşa bağlı olarak değişen oranlarda (% 10- 20 arası) varis görülür.Ani karın içi basıncı değişikliğiyle ...
Gebe kadınlarda yaşa bağlı olarak değişen oranlarda (% 10- 20 arası) varis görülür.Ani karın içi basıncı değişikliğiyle ortaya çıktığından damar duvarındaki hasar tamamlanamadan hamilelik sonlandığı için genellikle bunların çoğu kendiliğinden düzelir. Gebelik döneminde varis oluşumu şu sebeplerle artar: Rahmin(uterus) büyüyerek bacak toplar damarlarına basınç uygulaması Bebek büyüdükçe artan kan hacminin bacaklarda daha fazla göllenmesi Gebeliğin getirdiği yük sebebiyle hareket kısıtlılığı(yürüyüş önerilir) Hamilelik boyunca değişen hormon değerleri damar kaslarını gevşetmesi Gebelikte oluşan yada daha önceden var olan varisler bebeğe risk yaşatabilir düşüncesiyle tedavi edilmez hamilelik sonlandıktan sonra hala ihtiyaç varsa tedavi edilebilir. Tedavi yapılamayacağından şikayetleri azaltmak,varisin ilerlemesini durdurma,varise bağlı komplikasyonlardan korunmak için şu önerilere dikkat etmek gerekir; -Kanın göllenmesini ve oluşabilecek şişliği(ödem)engellemek için sabah yataktan kalkmadan hafif dar bir külotlu çorap yada tercihen varis çorabı giymeli -Otururken bacak bacak üstüne atmadan rahat oturmalı -Ayaklar yere değecek yükseklikte sandalyede oturmalı yada tercihen bacaklar yukarda oturmalı -Uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan kaçınmalı -Fırsat buldukça oturarak yada uzanarak dinlenmeli -Uyurken yada uzanarak dinlenirken ayak altlarına yastık konmalı - Bacak kan dolaşımını hızlandırmak için gün içinde yürüyüş yapmalı Gebelik sonlandıktan birkaç hafta sonra varis genellikle kaybolur bu sürede kaybolmayan varisler bir sonraki gebelikte daha çok sorun yaratacağından tedavi ettirilmelidir. Gebelik döneminde bacak varisleri gibi vulvar (jenital organlar) varislerde belirginleştiğinden doğumda yırtılma ve kanama riski sebebiyle doğum uzman doktor tarafından takip edilmelidir.
Gebelikte Bulantı ve Kusma :
Özellikle ilk trimesterde 4-8 haftada başlar ve 14. haftaya kadar devam eder. Bazen 22. haftaya kadar uzayabilir. Sabahları daha fazladır ama gün boyu sürebilir. Genelde ilk gebeliklerde, genç kadınlarda ve ikiz gebeliklerde daha şiddetlidir. Sebebi tam olarak ortaya çıkarılamamıştır. Yüksek hCG düzeyleri suçlanmıştır ancak estrojen düzeylerinin artması, annenin psikolojik sıkıntıları, B6 vitamini eksikliği, gebeliğe bağlı mide-barsak sistemindeki değişiklikler, tiroid bezinin normalden çok çalışması ile ilgili olabilir. Midesinde gebelik öncesinde ülseri olanlarda bulantı ve kusma şikayetleri daha dirençli ve uzun süreli olabilir. Az miktarlarda ve sık aralıklarda yenmesi önerilir. Yemekler sırasında az sıvı almak da iyileşmeye yardımcı olur. Katı, kuru, yağsız ve tuzlu gıdalar önerilir. Amaç, mideyi tamamen boş veya tamamen dolu tutmaktan kaçınmaktır. Bazen kusmalar çok şiddetli olup dehidratasyona (aşırı su kaybı) neden olabilir (hiperemezis gravidarum). Bu durumda, annenin depoları yıkılmaya başlar ve bunların yıkım ürünleri kanda ve idrarda artar. Eğer, idrar tetkikinde keton çıkıyorsa annenin beslenemediği ve depolarının yıkılmaya başladığı anlamına gelir ki gebenin hastaneye yatırılıp serum tedavisi gerekebilir. Şiddetli kusma olan olgularda öncelikle bu tabloya neden olabilecek üzüm (mol) gebeliği, idrar yolu enfeksiyonları, pankreas iltihabı, safra kesesi ve karaciğer hastalıkları, apandisit, mide-barsak hastalıkları, mide ülseri, tiroid hormon yüksekliği gibi hastalıkların olmadığının gösterilmesi için genel bir fizik muayene ve uygun tetkikler yapılır.
2 Ekim 2008 Perşembe
İdrarla Gebelik Testi
Tüm hamile kadınların başvurduğu en pratik test usülü, tüm eczanelerden temin edilebilecek, idrarla yapılan hamilelik testleridir.
Eczanelerden kolayca temin edilebilen ucuz ve basit bir yöntemdir.
hCG ismi verilen gebelik hormonunun idrarda tespiti prensibine dayanır.
hCG düzeyi 20miÜ üzerinde ise pozitif sonuç verir.
Cinsel birleşmenin ertesi günü yapılması anlamsızdır, hiçbir sonuç vermez.
Sağlıklı bir sonuç alınması için adet gününün 1-2 gün geçmesi gerekmektedir.
Kanda yapılan B-HCG testi miktarı tam gösterdiğinden dolayı çok duyarlıdır ve adet günü daha geçmeden sonuç verir.
* Sabah ilk idrar konsantre olduğu için daha sağlıklı sonuç verir.
* Gebelik testini aç veya tok yapmanız fark etmez.
* İdrar testinin yanlış negatif çıkma ihtimali az da olsa mümkün olduğundan dolayı adet gününüzden 1-2 gün sonra yaptığınız test Negatif yani Yok çıkar ise 2-3 gün sonra tekrar edin.
İdrar testinde ;
Tek çizgi çıkar ise negatif,
Çift çizgi çıkar ise pozitif,
İkinci çizgi silik ise şüpheli olarak değerlendirilir. (2-3 gün sonra tekrar et)
Hatalı negatif test çok erken yapıldığında veya kullanılan testin bozuk veya günü geçtiği durumlarda görülebilir.
Hatalı pozitif test bazı ilaçların kullanımında veya kimyasal gebelik durumunda ortaya çıkar.Çok nadir görülür.
Gebelik testinde en küçük bir şüpheniz olduğunda mutlaka doktorunuza başvurun.
Hamilelik dönemi, aynı zamanda kaygı dönemi… Aklınızda pek çok soru işareti oluşabilir. Bu 40 haftalık süreci daha rahat ve huzurlu geçirebilmeniz için, size aşama aşama bilgi veren bir rehber hazırladık.
Gebelikte 0-7 Hafta
Eğer düzenli olarak gittiğiniz bir doktorunuz yoksa, hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren, güvenebileceğiniz bir doktor bulmalı ve ilk muayenezi olmalısınız.
Doktorunuz size folik asit tavsiyesi önerdiyse, bilmenizde fayda var: günlük önerilen doz 0.4 miligramdır ve bunun tümünü tek bir dozda almalısınız.
Cinsel yaşamınızı normal şekilde sürdürebilirsiniz. Fakat kanama, ağrı, düşük, erken doğum, enfeksiyon gibi riskli durumlarda, cinsel yaşamınıza kısıtlama getirmeniz gerekebilir.
Gebelikte 8-11 Hafta
Hormonlarınızın etkisiyle bu haftalarda çeşitli cilt problemleri yaşayabilirsiniz.
Artık ultrasonda bebeğinizin kalp atışlarını duyabilirsiniz.
Göğüslerinizde dolgunluk ve hassasiyet artabilir. Göğüslerinizi alttan destekleyen bir sutyen kullanmanızda fayda var.
Mide yanması sorunu yaşayabilirsiniz.
Saçlarınız ve tırnaklarınız çok daha hızlı uzayacaktır.
11-14 üncü haftalar arasında ” ikili test ” yapılır ve bebeğin ense kalınlığı ölçülerek down sendromu riskine bakılır.
Bu dönemde burun kanaması, tansiyon düşüklüğü, kasık ağrıları görülebilir.
14 üncü haftadan sonra ikinci trimester döneme giriyorsunuz. Bu dönem gebelikte en rahat edeceğiniz dönemdir. Bulantılarınız kalmaz.
Bebeğin cinsiyeti artık görülebilir.
üçlü test yapılır.
Gebelikte 20-23 Hafta
Bu haftalarda Renkli Doppler Ultrasonografi yapılır.
Renkli Doppler Ultrasonografi : damar içindeki değişiklikleri rakamsal, görsel ve işitsel olarak inceleyebilmeyi sağlayan bir teknolojidir.
Gebelikte 24-28 Hafta
Hamileliğinizde görülen şeker hastalığı için, doktorunuz sizden şeker yükleme testi yapılmasını önerebilir.
Bacak krampları, rahimde ani kasılmalar, basur, varisler, bacaklarda şişlik, kaşıntılı cilt çatlakları, bel ağrıları, ayağınızdaki şişmeler, mide yanması ve hazımsızlık yaşayabilirsiniz.
Nefes alma problemi de ortaya çıkabilir. Başınızın altına yüksek bir yastık koyarak uyamayı deneyin.
Gebelikte 29-31 Hafta
Bacaklarınızda kasılmalar ve kramplar hissedersiniz, doktorunuza danışarak magnezyum takviyesi alabilirsiniz.
Bu dönemde çok sık rüya gördüğünüzü farkedeceksiniz.
Ellerinizde de ödem oluşabilir.
Gebelikte 32-33 Hafta
Çalışıyorsanız, 32. haftanın sonunda yasal doğum iznine ayrılma hakkına kavuşuyorsunuz. Doktorunuzun onayıyla, 37 inci haftaya kadar çalışabilir ve bu süreyi doğum sonrası izninize ekleyebilirsiniz.
Gebelikte 34-36 Hafta
Braxton-Hicks adı verilen ve sizi doğuma hazırlayan kasılmalar sıklaşabilir. Kısa sürerler ve düzensizdirler.
Bebeğinizin hareket etmesi sağlıklı olduğunun göstergesidir.
36 ncı haftadan itibaren muayeneye her hafta gitmelisiniz.
Gebelikte 37-40 Hafta
Doktorunuz doğuma engel bir ” çatı ” darlığını tespit için muayene yapar.
Doğum sancıları her an başlayabileceğinden, nasıl bir sancı olduğunu bilmelisiniz. Doğum başladığında, kasılmalar düzenli aralıklarla oluşur. 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her kasılma yaklaşık 50 saniye sürer.
Hamilelik
Sezaryan ile doğum kısaca anlatılacak olursa, bebeğin, çeşitli nedenlerle anne karnından rahimi yani uterusu cerrahi müdahele ile açarak çıkartılmasıdır. Vajinal doğumun mümkün olmadığı, annenin hayatının veya bebeğin sağlığının tehlikede olduğu teşhisi koyulan durumlarda
Daha önceleri, anestezi için kullanılan ilaçların yetersizliği ve bebeğe olan tehlikesinden ötürü, korkulan bir ameliyat olmasına karşın günümüzde teknolojinin ilerlemesi, yeni ilaçların ve anestezininin gelişmesi sayesinde risk çok daha azaltılmış bir ameliyattır.
Sezeryan, ortalama 45 dk – 1 saat arasında sürer. Ameliyata Pfanenstel dediğimiz kasık bölgesinin (symphisis pubis kemiği) yaklaşık 3-4 cm üzerinden yatay şekilde, 10 cm lik bir kesi ile başlanır. Ardından cilt altı yağ dokusu, kasların koruyucu kılıfı yani fasya, kas tabakası, parietal periton yani karın içi zarı, visceral periton, uterus ve amniyon zarı kesilerek anne karnındaki bebeğe ulaşılır. Bebek alındıktan sonra göbek bağı klemplenerek kesilir, bebek çocuk doktoruna verilerek ilk muayenesi yapılır.
Bebeğin çıkartılmasını takiben plasenta rahmin içinden çıkarılır ve ramin içi zarlardan temizlenir. Uterus yani rahim kas tabakası dikilir ,visceral periton yani rahmi saran zar dikilir, ardından sırayla parietal periton , kas tabakası, fasya, cilt altı ve cilt dikilerek ameliyat sonlandırılır.
Normal vajinal doğumun, hem sizin hem de bebeğiniz için sezaryenle doğuma göre üstünlükleri vardır. Vajinal doğumunuz sonrasında, birkaç saat içinde normal aktivitelerinizi yapabilir, çok kısa sürede bebeğinizi emzirmeye başlayabilirsiniz. Ayrıca normal doğum ile hamilelik öncenizdeki yaşamınıza dönmeniz çok daha kolay olur. Normal doğumunuz sonrası vücudunuzun eski şekline dönmesi, sezaryene oranla daha çabuktur. Doğumunuzu yapar yapmaz bebeğinizi kucaklayabilir ve emzirebilirsiniz. Ayrıca doğumunuz sırasında bebeğinizin dünyaya gelişine canlı canlı şahit olabilir ve o tarifsiz mutluluğu yaşayabilirsiniz hem de bebeğinizle çok daha çabuk özel bir bağ kurabilirsiniz.
Normal gerçekleştireceğiniz doğumunuz sırasında, bebeğiniz kemik kanalınızdan geçip (Pelvis kemikleriniz), vajinanızdan çıkarken göğüs kafesinde oluşan baskı, bebeğinizin akciğerlerindeki sıvının çok büyük kısmının boşalmasına ve nefesini daha rahat almasına yardımcı olur. Sezaryenle yapacağınız doğumda bu durum söz konusu olmadığından, sezaryenle doğan bebeklerde “yeni doğanın geçici takipnesi” ve “ıslak akciğer” adı verilen solunum sıkıntıları, vajinal doğuma oranla 5 kat daha sık görülür.
Doğum ağrısı nedir?
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç. Dr. Hanife Altunkaya: “Doğum ağrısı kendine has özellikleri olan, çok yönlü bir ağrıdır. Doğum sırasında, doğumun evrelerine göre ağrının şiddeti, süresi, yayılımı ve kalitesi değişir.” diyor ve konu ile ilgi bizi bilgilendiriyor.
Doğum ağrısı, insanın hissedebileceği ağrıların en şiddetlisidir, ancak bunun yanı sıra en hızlı unutulanıdır. Hamileliğinizde ağrınızı algılanmanızda sensoriyel, emosyonel, davranışsal ve çevresel faktörlerinizin de etkisi vardır. Ağrı, doğumunuzun başladığını bildiren, biyolojik bir işarettir, ancak doğumunuza ağrınızın mutlaka eşlik etmesi gerekmez.