14 Ekim 2008 Salı

Kilo vermenin püf noktaları


Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.

Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
Kilo yönetimi programına başlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını değil yaşam tarzınızı değiştirmeyi hedefleyin. Eğer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yağlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceğini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiği yağlarını kaybetmekten pek hoşlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiği tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan "tutumlu genler"in sorumlu olduğunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluşan değişikliklerin ürettiği bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yağ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu başaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır.

İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.

Siz de mutsuz bir "kronik diyetçi" olmayın
"Kilo kaybedemiyorum" diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akşam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına rağmen hálá karbonhidratı fazla, şekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her şeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuşkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu işi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.

Sadece "yememek" işi çözmüyor
Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.

Hastalıklar da kilo aldırabilir
Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan "polikistik over sendrom"lu pek çok genç kız veya orta yaşlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliği (hipotiroidi) sorunu çözülmediği için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluğu düzeyine ulaşmış "hiper-insülinemi" yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaşamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.

Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.

İlaçlar kilo aldırır mı?
Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaştırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Şimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile ilişkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan başlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komşuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoğunun kilo aldırdığı doğru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara başlarken bir uzman desteği almak, onları rastgele kullanmamaktır. Eğer "majör depresyon" tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiğini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaştıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Cinsel İlişkide Korunma Yöntemleri


Gebelikten Korunma Yöntemleri

Gebelikten korunmak için herhangi bir yöntem kullanmadan cinsel ilişkide bulunan kadınların % 80-90′ı bir yıl içinde gebe kalır. Bu nedenle eğer bir süre ya da bundan sonra hiç bebek istenmiyorsa mutlaka etkili bir gebelikten korunma yöntemi kullanılmalıdır. Pek çok korunma yöntemi arasından size ve birlikte olduğunuz kişiye en uygun olanını seçmek için üniversitenizin Mediko-sosyal Sağlık Merkezi Gençlik Danışma Birimi’ne, sağlık ocaklarına, devlet hastaneleri ve SSK hastanelerine bağlı aile planlaması kliniklerine, ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezlerine, aile hekiminize veya bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurabilirsiniz.

1. Hap ve Mini Hap
Genel Özellikler
· Her gün düzenli alınması gerekir.
· Kadında yumurtlama ve döllenmeyi engeller.
· Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
· Adetin ilk beş günü içinde, tercihen ilk günü alınmaya başlanmalıdır.
· Adet öncesi gerginliği ve adet sancılarını önler.
· Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur.
· Adet kanamalarının miktarını azalttığından bu nedenle oluşabilecek kansızlığa karşı koruyucu etkileri vardır.
· Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

Hap
· Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından ikisini (östrojen ve progesteron) içerir.
· 35 yaş ve üstünde olup, sigara içen kadınlar hapla korunacaksa sigarayı bırakmalıdır.
· Anne sütünün miktarını azalttığı ve yapısını değiştirdiği için emzirirken kullanılmaz.

Mini Hap
· Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerir.
· Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.

2. Aylık İğne
. Düzenli olarak ayda bir kez, kas içine enjeksiyonla uygulanır.
. Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından ikisini (östrojen ve progesteron)içerir.
. Yumurtlama ve döllenmeyi engeller.
. Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
. Adetin ilk yedi günü içinde tercihen ilk günü uygulanır.
. 35 yaş üstünde ve sigara içen kadınlar sigarayı bıraktıklarında kullanabilirler.
. Anne sütünün miktarını azalttığı ve yapısını değiştirdiği için emzirirken kullanılmaz.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu,klamidya gibi) korumaz.

3. Üç Aylık İğne
. Düzenli olarak üç ayda bir, kas içine enjeksiyonla uygulanır.
. Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerir.
. Yumurtlama ve döllenmeyi engeller.
. Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
. Adetin ilk yedi günü içinde tercihen ilk günü uygulanır.
. Ara kanamaları olabilir ve uzun kullanıldığında kullanım sırasında adet görülmeyebilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. İğneler kesildikten sonra, tekrar gebe kalmak, ortalama dokuz ay gecikebilir.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu,klamidya gibi) korumaz.

4. Deri Altı Kapsülleri
. Kolun iç kısmına yerleştirilen ve kibrit çöpü büyüklüğünde silikon çubuklardır.
. Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerir.
. Yumurtlama ve döllenmeyi önler.
. Türüne göre üç ya da beş yıl boyunca gebelikten korur.
. Çok etkilidir.
. Gebelik şüphesi olmayan herhangi bir günde, tercihen adetin ilk yedi günü içinde uygulanır.
. Adet kanaması miktarında azalma, ara kanamalar ve lekelenmeye neden olabilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

5. Rahim İçi Araç
. Rahim içine yerleştirilen küçük plastik bir araçtır. Bakır ve hormon içeren tipleri vardır.
. Döllenmeyi önler.
. Çok etkilidir.
. 10 yıla kadar koruyan bakırlı tipleri vardır.
. Kadının gebe olmadığından emin olunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Uygulama sırasında adetli olmak gerekli değildir.
. Çıkartıldığında hemen gebe kalınabilir.
. İlk aylarda lekelenme, adet miktarında artma veya adet süresinde uzamaya, adet sancısına neden olabilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.
. Kurallarına göre uygulandığında enfeksiyona neden olmaz.

6. Kondom (Prezervatif, Kılıf, Kaput)
. Erkekler tarafından kullanılmak üzere bir çeşit lastikten yapılmış çok ince ve esnek bir kılıftır.
. Cinsel ilişki sırasında, meni içindeki erkek tohum hücrelerinin (sperm) kadının vajinasına geçmesini engeller.
. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Her cinsel ilişki için YENİ, KULLANILMAMIŞ BİR KILIF kullanılır. Kılıf sertleşmiş erkeklik organına, kadının vajinasına HİÇ TEMAS ETMEDEN ÖNCE takılır. Boşalma sonrası organ gevşemeden çıkartılmalıdır.
. CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLARDAN (HIV/AIDS, HEPATİT-B, FRENGİ, BEL SOĞUKLUĞU, KLAMİDYA GİBİ) KORUR.
. Hiçbir yan etkisi yoktur.

7. Diyafram
. İnce lastikten yapılmış, rahim ağzını örten kubbe şeklinde bir araçtır.
. Erkek tohum hücrelerinin (sperm) hazneden (vajinadan, döl yolundan) rahme geçmesini engeller.
. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Cinsel ilişkiden önce yerleştirilir ve ilişkiden en erken altı saat sonra çıkarılır.
. Doğru kullanılırsa, aynı diyafram yıkanıp kurulanarak iki yıl süreyle kullanılabilir.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyucudur.

8. Kadın Kondomu
. İnce, şeffaf, yumuşak plastikten yapılmış, uçları halka ile gerilmiş kılıf şeklinde bir araçtır.
. Cinsel ilişki öncesinde, kadının vajinasına yerleştirilir.
. Cinsel ilişki sırasında, meni içindeki spermlerin kadının vajinasına dökülmesini engeller.
. Spermisitle birlikte ve doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Her cinsel ilişkide yeni bir kadın kondomu kullanılmalıdır.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLARDAN (HIV/AIDS, HEPATİT-B, FRENGİ, BEL SOĞUKLUĞU, KLAMİDYA GİBİ) KORUR.
. Hiçbir yan etkisi yoktur.

9. Spermisitler (Sperm Yok Ediciler)
Kadının vajinasına konularak uygulanan jel, fitil ve köpüren tabletlerdir. Tabletlerin erimesi için cinsel ilişkiden 10 – 15 dakika önce vajinanın derinine uygulanmaları gerekir. Etkisini tam gösterebilmesi için cinsel ilişkiden sonra da en az 6 saat vajina hiçbir sebeple yıkanmamalıdır. Vajinanın doktor tarafından önerilmedikçe, herhangi bir sebepten yıkanması doğal korunmasını bozarak enfeksiyonların oluşma riskini artıracağından kesinlikle önerilmez.

. Erkek tohum hücrelerini vajina içinde etkisiz hale getirerek gebeliği önler.
. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir.
. Her cinsel ilişki için uygulama tekrarlanmalıdır.
. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.
. Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyucudur.

10. Kadında Tüplerin Bağlanması (Tüp Ligasyonu)
Artık çocuk istemeyen çiftlerde, kadınların yumurtalık kanallarının/tüplerin ameliyatla bağlanmasıdır.

· Tüpler bağlandığı için yumurta, erkek tohum hücresi (sperm) ile karşılaşmaz. Böylece döllenme engellenir.
· Gebelik şüphesi olmayan herhangi bir zamanda, kadın evli ise kendisinin ve eşinin yazılı onayı ile yapılır.
· Çok etkilidir.
· Cinsel arzu, yeterlilik ve doyumda, adet kanamalarında hiçbir değişikliğe yol açmaz.
· Hastanede yatmayı gerektirmez.
· Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

11. Erkekte Kanalların Bağlanması (Vazektomi)
. Artık çocuk istemeyen çiftlerde, erkeklerin tohum (sperm) kanallarının bağlanmasıdır.
. Kanallar bağlandığı için erkek tohum hücreleri (spermler) boşalma sıvısına geçmez. Böylece döllenme engellenir.
. Koruyuculuğun başlaması hemen gerçekleşmez. İlk 20 boşalmada ya da yaklaşık 3 ay süreyle kondom (prezervatif, kılıf) gibi ek bir yöntem kullanılmalıdır.Çok etkilidir.
. Cinsel arzu, yeterlilik ve doyumda, erkeklik organının sertleşmesinde hiçbir değişikliğe yol açmaz.
. Erkek evli ise kendisinin ve eşinin yazılı onayı ile yapılır.
. Cilt kesilmeden ve dikişsiz olarak yapılabilir. Hastanede yatmayı gerektirmez.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

12. Doğal Korunma Yöntemleri
a. Doğurganlık Belirtilerine Dayalı Yöntemler
. Kadının doğurgan olduğu yumurtlama dönemlerinin belirlenerek bu süre içinde cinsel ilişkide bulunulmaması temeline dayanırlar.
. Rahim ağzından gelen akıntının tipi ve miktarı, rahim ağzının sertliğinde ve düzeyindeki değişiklikler ve vücut sıcaklığı değişimleri değerlendirilerek kadın tarafından uygulanır.
. Emzirme, menopoz ve hormon kullanımını izleyen sürelerde doğurganlık belirtilerini saptamak zor olabilir.
. Doğal aile planlaması yöntemlerini etkili bir biçimde kullanabilmek için iyi bilgilendirilmiş ve bu konuda eğitilmiş olmak gerekir.
. Hiçbir yan etkisi yoktur.
. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

b. Emzirme İle Korunma (Laktasyon Amenoresi)
. Doğumdan sonra, ilk altı ay boyunca anne, bebeğini sadece anne sütü ile sık aralarla, günde toplam en az 60 dakika süreyle emzirerek beslediği takdirde, annede yumurtlama gerçekleşmeyebilir. Bu durumda cinsel ilişki olsa dahi gebelik oluşmaz.
. Bu süre sırasında adet kanaması görülür, ek gıdaya geçilir ya da anne emzirmeyi keserse bu yöntemin koruyuculuğu çok azalır.
. Emzirme ile korunmanın doğumu izleyen ilk altı aydan sonra mümkün olmayacağı bilinmeli ve daha bu süre bitmeden mutlaka etkili bir biçimde gebelikten korunmalıdır.

c. Geri Çekme (Dışarı Boşalma)
· Cinsel ilişki sırasında, boşalma olmadan önce, erkeğin penisini kadının vajinasından çıkararak dışarıya boşalmasıdır.
· Etkililiği tamamen kullanıcıya bağlıdır, her çift başarıyla uygulayamaz.
· Bu yöntemin doğru uygulanabilmesi ve cinsel ilişkinin olumsuz etkilenmemesi için iki tarafında bu konuda istekli ve kesin kararlı olması gerekir.

13. Acil Korunma
Yine de; korunmasız cinsel ilişkide bulunduysanız ya da bir korunma yöntemi kullanırken beklenmedik bir durumla karşılaşırsanız ve gebe kalmak istemiyorsanız acil önlem alabilirsiniz. Bunun için cinsel ilişkiden sonraki ilk üç gün (72 saat) içinde aile planlaması hizmeti sunan bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. On iki saat arayla, iki kez olmak üzere, içindeki hormon miktarına göre belirlenen adette hap içerek ya da beş gün içinde rahim içi araç uygulanarak korunabilirsiniz. Bu durumda ne kadar erken başvurursanız o kadar etkili korunma sağlarsınız. İlişki sonrası hapla korunma, kadının adet düzeninin doğal seyrini etkilediğinden sık sık başvurulacak bir yöntem değildir. Ancak beklenmedik durumlarla (kondomun yırtılması, hapın unutulması, doğal yöntem kullanırken hata, tecavüze uğrama vb.) karşılaşıldığında kullanılabilir.

Acil Korunma Yöntemleri Nasıl Kullanılır?
Gebelik için önlem alınmadan gerçekleşen cinsel ilişkiden sonra, istenmeyen gebelikleri önlemek için, aşağıdaki seçeneklerden biri uygulanabilir.

Hap kullanma seçeneği
İlişkiden en kısa süre sonra fakat 72 saat dolmadan

1) Düşük dozlu doğum kontrol hapları :
30 mcgm ethinylestradiol

150 mcgm Levonorgestrel veya 30 mcgm ethinyl estradiol 300 mcgm Norgestrel içeren doğum kontrol hapları

2) Yüksek dozlu doğum kontrol hapları :
50 mcgm ethinyl estradiol 250 mcgm Levonorgestrel veya 50 mcgm ethinyl estradiol 500 mcgm Norgestrel içeren doğum kontrol hapları

DİKKAT! Doğum kontrol hapları farklı miktarlarda hormon içerir ve buna bağlı olarak acil korunma için kullanılabilecek miktarlar değişir. Yukarıdaki dozajlara göre kullanılmalıdır.

Haplar piyasada farklı ticari isimlerle bulunurlar, Gençlik Danışma Birimi’ndeki sağlık elemanlarından bu konuda yol göstermesi istenebilir.

Rahim İçi Araç (spiral) Seçeneği
İlişkiden sonraki ilk beş gün içinde bir sağlık kurumuna başvurup, Rahim İçi Araç uygulaması istenebilir.

Rahim İçi Araç uygulamasıyla acil olarak korunmak için adet görmüş olmak gerekli değildir. Ancak korunmasız ilişkiden önceki günlerde gebe kalınmadığından emin olunmalıdır.

Bakimli Tirnaklar


Güçlü ve Bakımlı Tırnaklar İçin...
Ellerinizin güzelliği büyük ölçüde bakımlı tırnaklara sahip olmanıza bağlıdır. Güçlü ve sağlıklı tırnaklara sahip olmak ise zordur. Kırılan, katlarına ayrılan tırnaklar bir anda ellerinizin tüm güzelliğini mahfedebilir. Mükemmel tırnaklara sahip olmak için önerilerimize bir göz atın...

Nemlendirin...

Güneş, klor ve sert temizlik deterjanları tırnaklarınızı hassaslaştırarak zedeler. Sokakta güneş korumalı bir krem kullanmayı, iş yaparken ise eldiven kullanmayı alışkanlık haline getirin. El ve ayak tırnaklarınızı mutlaka kaliteli bir krem ile nemlendirin.

Fırçalayın...

Tırnaklarınızın yan taraflarını törpülemekten kaçının. Böylece daha az kırılgan olmasını sağlarsınız. Günde birkaç kez tırnaklarınızı bir fırçayla yanlara doğru fırçalayın. Hareketlenen kan dolaşımı sayesinde tırnaklarınız daha çabuk uzayacaktır. Demir, kalsiyum, B vitamini ve potasyum açısından zengin olan besinler, vücudunuzun geri kalanı için olduğu gibi tırnaklarınız için de faydalıdır.

Masaj Yapın...

Tırnaklarınız zayıf, kırılgan ve katlara ayrılıyorsa, nedeni yeterince su içmemeniz olabilir. Mutlaka bol ve yeterli su tüketin. Alkollü losyonlar kullanmamaya özen gösterin. Her bir parmağınıza kökünden ucuna doğru masaj uygulayın. Rahatlayacaksınız! Günde 6 adet badem yediğiniz taktirde tırnaklarınızdaki değişimi fark edeceksiniz. Bademde, tırnakların ihtiyaç duyduğu yağ asitleri vardır.

9 Ekim 2008 Perşembe

Seven kadın yatakta her şeyi yapmalı mı?


Evet, onun istediği gibi bir cinsel ilişki sona erdi. İlk önce erkek kadını sonra da kadın erkeği dudakları ile mutlu etti. Kadın artık kalkmak ve dişlerini fırçalamak istiyor. Ama kalkmaya cesaret edemiyor; çünkü partneri hala zevki sefa içinde mest olmakla meşgul! Aynı zamanda yaptıklarından dolayı mide bulantısı çeken kadın bir yandan da neyi yanlış yapıyorum diye düşünüyor.

"Beraber olduğum erkek bunu istiyor ve ben onu seviyorum!" Doğru, partneriniz bundan hoşlanıyor olabilir. Ama 'seven kadın her şeyi yapar' düşüncesinden kurtulmanın zamanı çoktan geldi. Bilhassa yatakta bunu aşmak gerekiyor.

Cinsel özgürlük kavramı birçok çift için her şeyi yapabiliriz değil, her şeyi yapmak zorundayız gibi algılanıyor. Oysa cinsel özgürlüğün gerçek anlamı istediğimiz her şeyi yapabiliriz, istemediklerimizi değil..
.
Tabuların yıkılması

Uzmanlar partnerlerin aşırı isteklerinin hatalara yol açtığını düşünüyor. Örneğin oral veya anal seksten hoşlanmayan kadınlar kendilerinde bir sorun olduğuna inanmaya başlayabilirler. Oysa iyi bir cinsel ilişki için kişilerin kendilerine şu soruları yöneltmeleri gerekiyor. Hoşlandıkları neler, neleri yaşamak istiyorum ve en önemlisi zevk almak için nelere ihtiyacım var?
Uzmanlara çok sık yöneltilen bir soru ise oral seksten nasıl hoşlanabilirim sorusudur. Hayat boyunca midye yemeyen bir insanın bundan hoşlanmasını sağlamak ne kadar zorsa, bu soruya da bir çözüm üretmek o kadar zor olsa gerek. Bu aslında; 'Midye tavayı sevmem için ne yapmam gerekir?' gibi garip bir durumdur. Uzmanlar birçok kadının oral seksten hoşlanmadıklarını ve bundan ötürü de kendilerini iyi hissetmediklerini söylüyor. Tabii bunun nedenleri farklı olabilir. Ama asıl önemlisi, bir kadının bunu yapmak isteyip istemediğine gerçek anlamda karar vermesidir. Bir kez, hatta birkaç kez denemekten bir şey olmayabilir, belki zevk de alınabilir. Ama zorla zevk almaya çalışmak pek doğru olmayabilir!

Kişiye özel duygular

Cinsellik iki insan arasında yaşanan özel bir duygu yoğunluğudur. Buna rağmen cinselliğin her geçen gün biraz daha cazibesini kaybettiğini söylemek mümkün. Çünkü sık sık yaşanan günübirlik ilişkiler, duygunun çok arkalara atıldığı ve sadece tensel hazların öne çıkarıldığı beraberlikler, zaman geçtikçe bunun bir yaşam biçimi haline dönüşmesi, kişiyi yorar, yıpratır ve zevk vermekten çok bir tüketime dönüşür. Oysa sevişmek, tenlerin buluşması, iki kişi arasında yaşanabilecek en mahrem, en özel duygu yoğunluğudur. Bunun özel yaşanmasına da son derece önem vermek gerekir.

Rahatlık ve korkmak

Günümüzde cinsellik hakkında birçok şey yazılıp çiziliyor. Bu da cinselliğin her yerde her şekilde konuşulmasına yol açıyor. Böylece de günümüz kadınları istediklerini çok daha rahat dile getirebiliyorlar. Fakat bunun karşılığında, cinsel rahatlık birçok korkuyu da beraberinde getiriyor. Hangi pozisyonların orgazmı kolaylaştırdığını bilmek iyi olabilir. Fakat bunları uyguladıktan sonra gerçek mutluluğa erişemeyen kadınlar kendilerinde bir sorun olduğunu düşünmeye başlayabilirler. Oysa ancak kafadan bütün sorunların, soruların, tabuların, korkuların, beklentilerin, her şeyin tamamen aşılmasıyla seks hak edildiği şekilde yaşanır ve beraberinde de mutlaka müthiş orgazmı getirir.

Hoşunuza gidenleri belirleyin!
Uzmanlar kadınların cinsel ilişkide kendilerine nelerin zevk verdiğine dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Hangi pozisyonda neyi hissediyorum? Bu soru çok önemlidir. Hatta işin sırrı burada denebilir. Sonrası ise kadına kalmış. Partnerinizi dilediğiniz gibi yönlendirebilirsiniz. Sizin zevk almanız ona daha çok zevk verecektir. Aynı zamanda mutluluğa giden değişik yollar denemek de doğru olabilir. Fakat en önemlisi, kadınlar istemedikleri müddetçe yenilikleri reddedileceklerini deöğrenmelidirler.

Sorunlara konuşarak çözüm

Bunun birçok nedeni olabilir. Fakat en önemli nedenlerden biri kadınların kendilerini baskı altında hissediyor olmalarıdır. Kadınların her zaman her şeyden zevk almak zorunda olmadıklarını bilmeleri gerekir. Çünkü ancak bu şekilde gerçekten hoşlandıkları fantezileri hayata geçirebilirler. Ayrıca yatakta her şeyi yapmak istemeyen kadınların eşlerini kaybetme korkusunu yaşadıkları bir gerçektir. Fakat bu korkuların da aşılması gerekir. En doğrusu partnerlerin yatak odası sorunlarını rahatlıkla konuşmaları ve kendilerine en uygun çözümü bulmalarıdır. Konuşulmazsa sorunlar içinden çıkılmaz bir düğüme dönüşür. Yatak odası kabusu yaşamaya başlamadan önce, sorunları henüz küçükken çözmeye başlamalısınız. Elbette önce konuşarak, sonra da isteklerinizi hayata geçirerek...

Dogum Yaklasırken


dogum yaklasırken

1. Son ay kontrollerinizi yaptırın. Temel amaç, bebeğin plasentadan yeterli besin ve oksijen alabildiğinden emin olmak ve doğum şekli konusunda görüş sahibi olabilmektir.


2. Bebek hareketleri… Özellikle son iki ayda bebek hareketleri bebeğinizin sağlık durumu için güvenilir bir göstergedir.


3. NST; son ayda miad geçmesinde ve özel durumlarda bebeğin iyilik halinin saptanmasında önemli testlerdendir.


4.Miat geçmesi; titizlikle yaklaşım gerektiren stresli bir dönemdir.


Doğum için hastaneye giderken valizinizde neler olmalı?


Kendiniz İçin :Anne adayı, bebeği için hazırlayacağı bavula kendi kişisel bazı eşyalarını da ilave etmeli veya ayrı bir valiz yapmalıdır.


Mutlaka Gerekenler


Bunlar 2-3 takım gecelik veya pijama (bebeğinizi emzireceğinizden önden düğmeli olanları tercih edilmelidir), sabahlık, çorap, bol miktarda iç çamaşırı, kişisel temizlik ürünleri (diş fırçası, diş macunu, sabun, havlu, tarak, deodorant, kolonya, vs.), küçük el aynası, 1 paket hijyenik ped, en az iki adet emzirme sütyeni, meme ucunuza sürmek için krem, kirli çamaşır torbası.


İnce detaylar


Ses kayıt eden cihazınız varsa, yanınızda götürerek bebeğinizin ilk ağlamalarını kaydedebilirsiniz. Varsa video kamera veya fotoğraf makinenizi de yanınızda götürmeniz, ilk günün o güzelliği ve mutluluğunu ileride tekrar yaşama imkanı sunacaktır… Eğer bebeğiniz için günlük tutmayı planlıyorsanız, yanınızda bir defter ve kalem götürmeyi de ihmal etmeyin. İlk günün heyecanı ve mutluluğunu anında aktarma imkanınız olmuş olur.


Güzel görünmek sizin de hakkınız


Doğumdan sonra solan cildinizi biraz olsun canlandırmak, eşinize ve gelen ziyaretçilere daha güzel ve bakımlı görünebilmek için, en önemlisi kendiniz için birkaç makyaj malzemenizi de yanınızda götürebilirsiniz. Hastaneden çıkarken giyeceğiniz kıyafeti doğumdan önce hazırlayıp, yerini eşinize göstermenizde çok büyük fayda var. Tabiki önceden hazırladığınız valizinize de koyabilirsiniz. Yanlız hazırlayacağınız kıyafetin bedeninin, doğum öncesi kıyafetlerinizden en az bir beden daha geniş olmasına dikkat edin veya bol elbiseleri tercih edin. Ya da hamileyken giydiğiniz hamile kıyafetlerinizden bir takım koyabilirsiniz.


Bebeğiniz için :


Bebeğiniz için götürmeniz gereken birçok eşya var…


• En küçük boy çocuk bezi (1 paket)


• Islak mendil (allerjik testi yapılmış olan markalar tercih edilmelidir)


• Zıbın (3 adet)


• Uzun kollu, bacaklı body (tulum) veya pijama (3 adet)


• Başlık (2 adet)


• Patik (2 çift)


• Çorap (3 çift)


• Eldiven (2 çift)


• Mevsime uygun yelek veya hırka (1-2 adet)


• Bebek battaniyesi (1-2 adet)


• Yumuşak küçük havlu (4-5 adet) Hastaneden çıkarken bebeğinizi taşıyabileceğiniz bir portbebe ve bebek bakım çantası da listeye dahil edilmelidir. Hastaneden çıkarken bebeğinize giydirmek istediğiniz özel bir giysi varsa onu da unutmayın…


Son olarak; Kişisel temizlik için doğumdan 1 hafta öce epilasyon yaptırın. Doğum öncesi , Oje , takma diş , takı ( yüzük , küpe , kolye ) varsa çıkartın

Mayolar